(1) Çiftçiler, kendi topraklarında işçi oldular

Güven, ‘Patates yok, üretim durdu. Eskiden bankadan kredi alıp ekim yapana batmış gözüyle bakarlardı. Şimdi yöre halkı misafire verecek çayı bile olmadığı için birbirini görmezden geliyor’ dedi

Patates deyince akla ilk gelen illerden biri Nevşehir. Nevşehir’in Derinkuyu ve Kaymaklı ilçeleri üretimin öncüleri. Derinkuyu, 1999 yılında tek başına 1.8 milyon ton patates üretmiş. Türkiye’deki toplam üretim ise o yıl 5.5 milyon tona kadar çıkmış. Yirmi yıl sonra, bugün ise yıllık üretimimiz 4.2 milyon tona inmiş. Nedeni yanlış tarım politikaları... Erol Güven, Derinkuyu’da atalarından miras olarak devraldığı patates işini, yerli patatesin acıklı öyküsünü ve son ithalat kararının iç yüzünü Aydınlık’a anlattı:

KÜÇÜK ÜRETİCİ BİTTİ TEKELLER GELDİ

“Patates üretimi yapan küçük çiftçi, girdi maliyetlerinden dolayı ekemez hale geldi. Diyelim 100-200 dekar eken çiftçi, ekemeyince üretim azaldı, bu kez ortaya tekelller çıktı. 3 bin 500 nüfuslu bir köy düşünün, yılda 20-25 bin ton üretirken, bir şirket tek başına en az 35 bin ton üretir hale geldi. Küçük çiftçi yüksek maliyetlerden dolayı üretemeyince toprağını kiraya verdi, orada işçi olarak çalışmaya başladı. Kendi tarlasında işçi oldu. Derinkuyu’nun, Kaymaklı’nın insanları patatesi en iyi bilenlerdir, onlar bu şirketler için çalışıyor.”

İLK DARBE KARANTİNA

Patatese, ilk darbe 2002’de gelmiş. Üreticinin ifadesine göre, gümrük denetimleri azalmış ve hastalıklı patates tohumu gelmeye başlamış. Derinkuyu’da, 2004 yılında uygulamaya konan karantina kanunları çerçevesinde ekim yasaklanmış, halen de kısmen devam etmekte. Yasakla birlikte fasulye, kabak, buğday ekimi başladıysa da çiftçi borç sarmalına girmiş bir kere. Nevşehirli üreticiler içinde ‘borcu olmayan kimse kalmamış’. Erol Güven, yoksullaşmayı şöyle tanımlıyor: “Eskiden bankadan kredi alıp ekim yapan insana batmış gözüyle bakarlardı. Şimdi yüzde 80’i, 90’u borçlu. Evleri, toprakları ipotekli. Eskiden buranın insanı, bir konuk geldiğinde yemek yedirmeden kimseyi göndermezdi, şimdi belki çay ister diye tanımazlıktan geliyor...”

TOHUMDA DA TEKEL VAR

Devletin elini eteğini çekmesi, tohumda da kendini gösteriyor. Erol Güven anlatıyor: “Daha önceden Tarım Kredi Kooperatifleri tohum getirip çiftçiye satar, çiftçi alıp eker ve tohumu çoğaltırdı. Ama şimdi bu tohum işini de şirketlere verdiler. ‘Şirket alacak, sertifikalandıracak, çoğaltacak ve yine çiftçiye verecek’ dediler. Devlet büyük şirketlerden tekel oluşturdu.”

YOKSULLUK KUYRUĞU

Patates bu haldeyken ithalat kararına şaşmamak gerekiyor, ama yine de “Neden karar alındı” diye sorduk, işte yanıtı: “Patates yok! Adana’dan her yıl çıkıyordu. Don oldu. Üretim yapılamadı. Hava koşulları nedeniyle ürün 20-25 gün gecikti, şu an patates yok. Marketlerde altı liraya satılıyor. Buna çare olarak ithalatı serbest bıraktılar, ama herkes getiremez. Belli başlı çevrelere ithalat izni veriliyor. İran’da şu an patatesin kilosu bir lira. Buraya gelinceye kadar iki, iki buçuk lira oluyor. Şu an tanzim satışlarda varlık değil yokluk kuyruğu var. Tanzim satışlarında iki liradan patates satılıyor, ama tarladan iki buçuk liraya patates alınıyor. Aradaki fark kimin cebinden çıkıyor? Yine çiftçinin cebinden çıkıyor.”

Füsun İkikardeş / Aydınlık