İşçi sağlığı ve spor - Çetin Durukanoğlu

Sporun tarihsel gelişimi
Spor, temel olarak insanın sağlıklı kalmak, eğlenmek ve serbest zamanını değerlendirmek için yaptığı bir olgudur. Kelime anlamı olarak spor; oyun, oyalanma, eğlenme, dinlenme ve her zamanki işten uzak durma anlamındadır.(1)

Sporun tarihsel süreç içerisinde doğuşu ve gelişimi insanın doğayla mücadelesi ile başlar. Tarihteki ilk sporlar ister araçlı, ister araçsız yapılsın, insanlığın gelişim sürecinde ilk önce hayatta kalmak ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasına için yapılan ön hazırlık çalışmaları olmuştur. Hem kişisel sorunların hem de kabileler arasında çıkan sorunların çözümünde de kullanılmıştır.

Farklı topluluklarda ayaktopu, güreş, savunma sporları, at binme, festivaller ve dini törenler de yapılan yarışmalardaki oyunlar ilk sportif oyunlar olarak görülebilir. İlk organize spor müsabakalarının Sümer Uygarlığı(2) sırasında ortaya çıktığı, Hititler(3) ve Eski Mısırlılar(4) yolu ile Eski Yunana geçtiği bilinmektedir. Eski Çin’de ruh ve beden sağlığı için geliştirilen kung-fu(5) ve Orta Amerika uygarlıkları da Mayaların geliştirdiği basketbola benzeyen Pok Ta Pok gibi top oyunları geliştirmişlerdir.(6) Eski yunanda düzenlenen olimpiyatlar sportif faaliyetlerin daha organize ve coğrafi olarak daha geniş bir alana yayılmasını getirdi. Anadolu’da kurulan Yunan kent devletleri atletizm olimpiyatlarını buralarda da sürdürdüler açılan spor okullarında bütün kent sakinlerinin yararlanmasını sağladılar. Daha sonra bir Akdeniz imparatorluğuna dönüşen Roma İmparatorluğu eski yunandan devraldığı spor organizasyonlarını geliştirerek devam ettirdi. Eski Yunanda Episkiros adı ile oynan top oyunu Harpastum adı ile Roma’da oynanmıştır.(7) 12. yüzyıla gelindiğinde hem İngiltere’de hem de İtalya’da dini tatil günlerinde kentlerin meydanlarında büyük kalabalıklar halinde oynanan bir oyuna dönüştü. Rönesans Dönemi’nde Medici ailesinin büyük dükleri, futbolu milli bir spor haline getirdi.(8)

Ortaçağ’da sporun daha az örgütlü olduğu görülür. Ortaçağ’ın soyluları arasında okçuluk en gözde spordu. Kasaba halkı, soylular arasında düzenlenen bu okçuluk turnuvalarına alınmaz, yalnızca izleyici olabilirdi. Genellikle, yarışmaları izlemeye gelen halk için koşu, atlama ve güreş karşılaşmaları düzenlenirdi. Kırsal kesimde en yaygın spor, hemen hiçbir kuralı olmayan halk futboluydu. Evlilerin bekârlara ya da bir köyün başka bir köye karşı oynadığı bu oyun İngiltere ve Fransa’da 19. yüzyıla kadar sürdü.

Ortaçağ’da köylü kadınlar koşulara ve top oyunlarına serbestçe katılırdı. Soylu kadınlar da ava çıkar ve şahin beslerdi. 15. ve 16. yüzyılların Rönesans döneminde spor artık tümüyle dinsel amaçların dışına çıkmıştı, soyluları ve aydınları dansı spora yeğlediler. Bale Fransa’da bu dönemde gelişti. Atlar ise zarif hareketlerle yürümeleri için eğitildi. Bu dönemde sporcular arasındaki mücadeleden çok, görünümlerinin soyluluğu ve incelikli davranışlarıyla ilgilenildi. Avrupa’da sporun günümüzdeki biçimini alması 17. yüzyılın sonlarında başladı. İngiltere’de sırık dövüşü gibi geleneksel sporlar yerini kriket gibi daha örgütlü oyunlara bıraktı. Boks sporu 18. yüzyıl boyunca yaygınlaştı ve bu sporu daha uygar kılmak üzere kurallar geliştirildi.

Kapitalizmin gelişimine paralel olarak burjuvazi kendi eğlence, kültürü, sanatı ve sporunu da geliştirmeye başladı. Eskrim, golf gibi maddi olanak gerektiren sporlar burjuva sporlar olarak yapılabilmekteydi. Buna paralel olarak işçi sınıfı da kendi eğlence, kültür, sanat ve sporu geliştirmeye başladı.

Sporun sınıfsal içeriği ve işçi spor hareketi
Kapitalizmin ortaya çıkardığı yeni sınıfsal kompozisyon işçi sınıfını mücadelesini önce 10 saat sonra 8 saatlik iş günü ve hafta sonu tatili mücadelesini ekledi. Oldukça sert geçen bu mücadeleler sonucu İngiltere’de 1860’larda ve 1870’lerde Cumartesi’nin “yarı-tatil” haline gelmesi ve 10 saatlik işgünü yasası sayesinde 1880’lerde futbola işçiler damga vurabildi. Aynı yıllarda spor ve jimnastik kulüpleri çok farklı ülkelerde kurulmaya başlandı.(9)

1. Dünya Savaşı’ndan sonra 8 saatlik işgününün tanınması büyüyen işçi hareketi ve devrimci mücadele sürecine paralel olarak, işçi spor hareketine büyük bir ivme kazandırdı. Aynı zamanda kapitalist toplumun yarattığı bireysel yabancılaşmaya karşı da spor, kolektivizmi ve grup ruhunu diri tutuyor, birlikte eğlenmenin koşullarını yaratıyordu. Özellikle de futbol, doğa yürüyüşü, bisiklet, jimnastik gibi kolektif uyuma dayalı sporlar işçi sınıfı kültürünün gelişiminde özel bir rol oynamıştır. Denilebilir ki spor, yabancılaşmış emeğin fiziksel ve psikolojik etkilerini azaltan bir panzehir rolünü oynamaktadır.

Sadece Almanya’da 1. Emperyalist Dünya Savaşının başlangıcından önce, işçi spor kulüplerinin 350.000 üyesi vardı. 1913’te Belçika’nın Ghent kentinde Sosyalist Enternasyonal Bürosu’nun çağrısıyla Belçika, İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya’dan işçi spor federasyonlarının temsilcilerinin katılımıyla Fizik Eğitiminin Sosyalist Enternasyonali kuruldu. Kısa süre sonra patlak verecek savaş, bu oluşumun varlığını da sonlandırdı. Ancak Ghent toplantısında kurulan bu Enternasyonal, 1920’de Luzern’de kurulacak Sosyalist İşçilerin Spor Enternasyonali’nin temelini atmış oldu.

1920’de Ghent Enternasyonali yeniden faaliyete başladı. 13-14 Eylül 1920’de İsviçre’nin Luzern kentinde yapılan toplantıda “İşçi Sporu ve Fizik Eğitimi için Uluslararası Birlik” kuruldu, bu yapı 1925’te adını değiştirerek “Sosyalist İşçilerin Spor Enternasyonali” (SİSE) adını aldı. Bu, Sosyalist Enternasyonal’e bağlı işçi spor enternasyonaliydi. Amsterdam Sendikalar Enternasyonali tarafından da destekleniyordu.

1921’de komünist spor kulüplerinden oluşan Kızıl Spor Enternasyonali (KSE), Komünist Enternasyonal’in desteğinde Moskova’da yapılan bir toplantıda kuruldu.

1920’ler ve 30’lar işçi spor hareketinin gelişimi işçi hareketindeki tartışmalara paralel olarak Sosyalist (sosyal demokrat) Enternasyonal’e, diğeri Komünist Enternasyonal’e bağlı iki Spor Enternasyonali kurulmasına neden oldu. Almanya başta gelmek üzere, hemen tüm başlıca kapitalist ülkelerde yığınsal işçi spor federasyonları kuruldu.
Bu dönemde işçi hareketinin yüksek düzeyde örgütlü olduğu ülkelerde milyonlarca işçi bu spor hareketinin aktif katılımcısı olmuştu.(10)

İlk resmi İşçi Olimpiyatı ise Almanya’nın Frankfurt kentinde 1925’te yapıldı. Sovyetler Birliği’nden sporcuların ve komünist spor kulüplerinin katılımının yasaklanması gibi bir kara lekeye rağmen, Frankfurt İşçi Olimpiyatı genel katılım bakımından oldukça başarılıydı.

1925 Frankfurt İşçi Olimpiyatı’ndan dışlanan Kızıl Spor Enternasyonali,(11) buna yanıt olarak 1928’de Moskova’da 1. Spartakiyat Oyunları’nı düzenledi. Spartakiyat oyunlarında, 18 ülkeden toplam 7000 atlet yer aldı. Kış Spartakiyadı ise aynı yıl Oslo’da yapıldı. Viyana’ya 26 ülkeden toplam sporcu ve 250.000 izleyici katıldı. 2. İşçi Olimpiyatları, gerek sporcu gerekse izleyici sayıları bakımından 1932 Los Angeles (burjuva) olimpiyatlarını geçti.
İşçi spor hareketinin önemli isimlerinden Julius Deutsch işçi sporları ile burjuva sporlarını çok açık biçimde tanımlamıştır. Bu bakış açısı ile işçi sınıfının ve burjuva sınıfının spora bakışı konusunu net olarak tanımlamış işçi sporunun kolektivist, dayanışmacı ve halkı güçlendirmesi özelliği ile burjuva sporunun bireyci, rekabetçi özelliğine vurgu yapmıştır.(12)

Türkiye’de işçi-spor ilişkisi
Avrupa’da 20’ler ve 30’larda ortaya çıkan bir işçi sporu örgütlenmesini andıracak bir spor örgütlenmesi olmamasına rağmen kendisini işçi sınıfı takımı olarak tanımlayan kulüplerin varlığı hegamonik bir düzeye erişemese bile hep varlığını sürdürmüştür.

Özellikle SSCB’nin Kamu İktisadi Teşekkülü (KİT) fabrikalarını, işçilerin hayatını bütünlüklü olarak gören bir perspektifle kurması fabrika alanlarında kültürel, sanatsal, sosyal ve sportif faaliyetlerin gerçekleştirileceği bir kompleks ortaya çıkıyordu. Bu perspektif diğer kamu iktisadi teşekküllerini de etkileyince KİT’lerde kurulan onlarca işçi spor kulübü vardı.

Demirsporlar, Şeker sporlar, Soma Linyit Spor, TKİ Tavşanlı Linyit Spor Kulübü, Erdemir Ereğli Spor, Seydişehir Eti Aluminyum Spor, Murgul Bakır Spor, Etibank Ferrokrom Antalya Elektrometalurji Spor, Mazıdağı Fosfat Spor, Nazilli Sümer Spor, Zonguldak Kömür Spor, Karabük Demir Çelik spor gibi kulüpler çok çeşitli branşlar da faaliyet gösterdiler.

60 ve 70’lerin işçi ve devrimci hareketinin yüksek olduğu dönemlerde 1. Ligde Metin Kurt’ta sembolleşen spora soldan bakma anlayışı amatör spor düzeyinde de oldukça yaygınlaşmıştı. Başkanlığını Eser Özaltındere’nin yaptığı Beşiktaş temsilcisi Mehmet Ekşi Trabzon temsilcisi Şenol Güneş’in olduğu Amatör Sporcular Derneği kuruldu.

Spor sermaye ilişkisi ve sporun endüstrileşmesi
Kapitalist toplumsal ilişkilerin gündelik hayatının içinde çok büyük kalabalıkları spor alanlarına toplayabilme özelliğinden dolayı spor; kapitalist şirketlere reklam yapma olanağı sağlayan sponsorluk mekanizması ve kapitalist şirketlerin spor kulüpleri kurması ile uzun zamandır piyasa ilişkileri içine dahil ediliyordu. Amatör spor profesyonel spor ayrımı ile profesyonel sporun sponsorluk vasıtasıyla sermaye birikim sürecine dahil olmasının önü açıldı. Sporcular işçileşme sürecine dahil oldu.

1970’ler ikinci paylaşım savaşı sonrası yaşanan genişleme süreci tıkanıp kriz ortaya çıkınca tekelci sermaye grupları piyasa ilişkilerine tabi olmayan alanlarında bu sürece dahil etmenin arayışlarına girişmiştir. Eğitim, sağlık gibi kamu hizmetlerinden kültür, sanat ve spora kadar bir çok alan sürçe dahil edilmiştir. “Küresel sermayenin kaynak coğrafyası olan merkez ülkelerde spor kulüplerinin şirketlere dönüştürülmesi, sporcuların serbestçe alınıp satıldığı spora özgü bir emek piyasasının oluşturulması ve NBA, EA gibi üst kuruluşlar aracılığıyla endüstrinin rekabet denetiminin yapılması sporda ticarileşme serüveninin ilk ve temel adımları olmuştur. Ancak P. Kennedy’nin Britanya futbolu üzerine ve onun teorik çerçevesinden hareketle İ. Akkuzu’nun Türkiye Futbol Süper Ligi üzerine yaptığı çalışmalar göstermektedir ki, elit/ profesyonel düzeydeki sporların sadece sporcu ve diğer gerekli işgücü istihdamı ile üretecekleri sportif faaliyetlerin satışından elde edecekleri gelirden kâr elde etmeleri olanaksızdır”.(13)

Türkiye’de 1986 yılında yapılan yasal düzenleme ile sporda şirketleşmenin yasal mevzuatı oluşturulmuştur. 1990’larda ilk futbol şirketini Malatyaspor A.Ş kurmuş ve 2000’li yıllardan itibaren köklü spor kulüpleri de şirketleşmeye başlamıştır.

Bu tarihten itibaren sponsorluk rakamlarını 2018’e kadar takip ettiğimizde, 2001’de 137.735,66 Tl olan toplam sponsorluk bedelinin 2018 yılında 73.228.627,42 TL’ye çıktığı aşağıdaki tablodan görülmektedir.

Cem Saatçioğlu’nun Şahin v.d.’nden aktardığına göre “ olimpiyat oyunlarının %100’ü, motor sporu yarışmalarının %100’ü, golf turnuvalarının %90’ı, tenis ve binicilik turnuvalarının %50’si, futbol turnuvalarının %20’sinin sponsorlar olmadan gerçekleştirilemeyeceği tahmin edilmektedir.”(14)

Yeni teknolojik gelişmelerin spora uygulanması
“… Sanayi 4.0, bulut teknolojisi, nesnelerin interneti, güçlendirilmiş gerçeklik, veriye dayalı pazarlama gibi insan yönetimini kolaylaştıran yeni bir yönetim mekanizması aslında. Şirketlerin birbirine, insanların kişisel bilgilerini satarak geliştirecekleri, otonom silahlarla dünya da ve uzay da yeni bir kolonizasyon dönemini inşa edecekleri, dijital sömürü sistemi de diyebiliriz kısaca”.(15) Tabi ki siber fiziksel sistemler/simülasyon, otonom robotlar-akıllı makineler/cihazlar, katmanlı üretim-3 boyutlu yazıcılar, siber güvenlik, yatay ve dikey sistem entegrasyonlarını da ekleyebiliriz sanayi 4.0’a.

“Örneğin, futbol sahasına çizilen sanal çizgiler, bilgisayar ve elektronik sisteme bağlı akıllı stadyumlar, akıllı spor ayakkabıları, yapay çimler, giyilebilir nano teknoloji ürünleri, mobil cihazlarla uyumlu bilgisayar programları…full hd skorboardlar, akıllı sensörler” endüstri 4.0’ın spor alanındaki ilk görünümleridir.(16)

İşçi sağlığı iş güvenliği ve spor
Ekonomik, sosyal ve kültürel haklar uluslararası sözleşmesinin 12. Maddesi “Sağlık standardı hakkı birinci maddesi “Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, herkesin mümkün olan en yüksek seviyede fiziksel ve ruhsal sağlık standartlarına sahip olma hakkını tanır” demektedir.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği halk sağlığının önemli bir parçasıdır. İşçi hareketi ve sendikalar, koruyucu sağlık hizmeti kapsamında sağlıklı, temiz ve adil gıdaya ulaşmak için iş yerindeki ve yaşam alanlarındaki beslenme süreçlerine müdahale ederken işçi sağlığı/halk sağlığını geliştirmek için işçilerin/halkın spor yapma hakkını da savunarak işçi/halk spor kulüplerinin kurulmasını var olanların geliştirilmesini sağlayabilirler. Sağlıklı beslenme ve spor dikkat, konsantrasyon ve çok yönlü hareket ve kontrol olanağı sağladığı için işçi sağlığının korunması ve iş güvenliğinin sağlanmasında önemli parametrelerden biridir.

İşçi/halk spor kulüpleri var olan burjuva spor anlayışı-rekabet, rekor kırma, kazanma hırsının beslediği doping, kulüplerdeki sermaye egemenliğine karşı yeşermeye başlayan direniş biçimlerini daha örgütlü bir düzeye taşıyabilir, hayatta kalabilecek ücret sınırının çok altında yaşamaya çalışan milyonlarca işçi ve aileleri için spor yapma olanağını dayanışma ile hayata geçirebilirler.

İşçi/emekçi saflarında daha sağlıklı olmak için gerekli olan fiziksel aktivitelerden faydalanabilmek için boş zaman ihtiyaç vardır. Resmi olarak 8 saat olan işgünün fiili olarak en az 10 saate hatta bir çok işkolunda 12 saate çıkması ile bunun imkansız hale geldiğini hepimiz yaşayarak görüyoruz. Büyük ölçekli geçmişten gelen mücadeleler sonucu sendikalarda örgütlü olan işyerlerinde işyeri temelli spor faaliyetleri yapılıyor. Çalışanların % 88’inin sendikasız olduğunu düşündüğümüz zaman işçilerin çok önemli bir bölümü bu faaliyetlerden yararlanmaktan uzaktır.

İşçiler yaşadıkları bölgelerde mahalle ölçeğinde kendi olanakları ile ya bireysel spor etkinliklerine katılmakta, ya da yaygın bir etkinlik olan halı saha turnuvaları maçları yapmaktadırlar. Fabrika turnuvaları ve halı saha futbolu “erkek” sporu olduğu için kadın işçiler işyerlerinde ve mahalle ölçeğinde spor olanaklarından yararlanmamaktadırlar. İşyeri ve yaşam alanlarının dışında spor yapma olanaklarına belediyelerin yaptığı spor kompleksleri,(17) bisiklet yolları, parklarda yapılan ekzersiz alanları ve belirli periyotlarla düzenlenen şehir maratonları, halk koşularını ekleyebiliriz.

Genel olarak işçi sağlığı iş güvenliği önlemlerinin alınmamasının sonuçlarını İSİG Meclisi’nin aylık ve yıllık raporlarından takip ediyoruz. Spor alanları ve sahalarında da alınması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri hem bu alanlarda çalışanlar hem de spor yapanlar için gerekli olan önlemlerdir.

Peki nedir bu önlemler?
1-Okul bahçelerinde sportif amaçlı kullanılan her türlü araç ve gereçlerin (basketbol potaları, futbol ve hentbol kale direkleri, voleybol direkleri vb.) devrilme ve çarpmalara karşı tehlike yaratmayacak şekilde periyodik kontrol ve onarımlarının yapılması,

2-Okul bahçelerinde sportif amaçlı kullanılan her türlü araç ve gereçlerin (basketbol potaları, futbol ve hentbol kale direkleri, voleybol direkleri vb.) paslanmanın olumsuz etkilerini gidermek için boyama işleminin yapılması,

3-Müsabaka sporlarında öğrencinin aile hekimlikleri, hastane veya spor hekimliklerinden sağlık raporlarının ve veli izinlerinin alınması,

4-Halı saha veya spor alanı çevresini sınırlayan tellerde yaralanma ihtimaline karşı periyodik bakım ve kontrollerin yaptırılması,

5- Soyunma odalarında uygun havalandırma, termal konfor ve hijyen koşullarının sağlanması,

6- Spor aktivitesi yapılan alanların periyodik kontrollerinin yapılarak tehlikelerin bertaraf edilmesi,

7- Spor yaralanmalarına müdahale için çağırılan sağlık ekiplerinin spor alanına ulaşımını, yaralıyı taşımalarını geciktirecek engellerin yoldan kaldırılması,

8- Spor alanlarında, soyunma odalarında bulunan dolapların duvara sabitlenmesinin sağlanması(18)

Endüstriyel spor ve dayanışmacı spor
Burjuva sporunun endüstrileşmesi, spor dışında seyirlik hale getirilmesi ve piyasalaştırılması sonucu, bir yandan geniş kitlelerin dayanışmacı temelde spor yapabilmesi için nasıl örgütleneceği iken diğer yandan tribünlerde ortaya çıkan endüstriyel spora karşı direnme eğilimleri taşıyan anti-faşist taraftar gruplarının(19), spor kulüpleri(20) ile birlikte nasıl örgütleneceğinin yöntemlerini üretmektir. Taraftar gruplarının düzenlediği uluslararası anti-faşist futbol turnuvaları(21) hem eğlenme hem de kapitalizme karşı mücadele yöntemlerinin tartışıldığı bir içerik taşımaktadır. İstanbul Karşı Lig, Öteli Lig, Gazoz Ligi, Efendisiz Lig ve Ankara Özgür Lig ırkçılığa, cinsiyetçiliğe karşı olan dayanışma eğlence amaçlı liglerdir.

13 Mart'ta Alibeyköy Karadolap Spor tesislerinde Spartakistanbul, Efendi Lig ve Gazoz Lig karması İstanbul United, Karadolap Spor ve Yunanistan’dan Asteras Exarchion’un katılımıyla Direniş Kupası gerçekleştirildi. Karadolap Spor Kulübü “kendi misyonunu; piyasalaştırılan ve endüstrileştirilen futbola karşı dayanışmayı öne çıkaran, gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tutan, zihinsel ve bedensel olarak geliştiren insan merkezli bir yaklaşım olarak tanımlamaktadır”.

Sonuç
Spor günümüzde küresel çapta tekelci sermaye gruplarının sermaye birikim sürecine dahil ettiği spor sahalarından, spor malzemelerine kadar geniş bir alanda ticarileşmiş bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır. Başta futbol olmak üzere sporun endüstrileşmesine karşı filizlenen hareket dünyanın farklı yerlerinde farklı biçimde gelişmiş olsa da giderek kendini emek, dayanışma, anti-ırkçı, antifaşist ve cinsiyetçiliği reddeden bir zeminde tanımlamaya başlamışlardır. Bu tarihsel zeminde taleplerimiz ne olmalıdır?

Spor endüstrisinde işçi sağlığı iş güvenliği önlemlerinin alınması

Spor alanlarında işçi sağlığı iş güvenliği önlemlerinin alınması

Okul, fabrika, semtte bulunan spor alanlarında işçi sağlığı iş güvenliği önlemlerinin alınması

İnsanın kendisini gerçeklemesi için tanımlanan kültürel, sanatsal sportif etkinliklerden biri olması nedeniyle bütün işçilerin/halkın spor yapma olanaklarının olması sağlıklı yaşamak için gereklidir.

Sporun bir işçi sağlığı/halk sağlığı konusu olarak ele almak hem spor alanlarında işçi sağlığı iş güvenliği önlemlerinin alınmasını hem de işçilerin sağlığını koruması için sportif faaliyetlere katılabileceği iş yeri ve yaşam alanlarında spor kulüplerinin kurulmasını, örgütlenmesini gerektiren bir sınıf mücadelesi alanına dönüşmektedir. İşçi sağlığının korunmasının önemli başlıklarından biride sportif faaliyetlerden yararlanabilecek asgari insani yaşam ücreti ve boş zamanların olmasıdır. Yani daha fazla boş zaman (haftalık 35 saat mücadelesini hatırlayalım) ve insani yaşam ücreti ( yoksulluk sınırının 6900 TL olduğunu hatırlayalım) için mücadelede işçilerin spor yapması için gerekli alt yapıyı sağlayacaktır. Bunun için:

Endüstriyel spora karşı işçilerin/halkın taraftar gruplarının örgütlenmesi,

Endüstriyel spora karşı işçilerin/halkın işyerlerinde ve yaşam alanlarında spor kulüplerinde örgütlenmesi,

Endüstriyel spor alanında çalışan işçilerin örgütlenmesi,

gerekmektedir. Bu üç alandaki örgütlenmelerinin koordinasyonu ile tekelci sermayenin endüstrileşmiş spor örgütlenmesine karşı dayanışma, eğlence ve bedensel gelişime dayalı kolektif bir spor hareketi inşa etmek mümkün görünmektedir.

Günümüzde burjuva sporuna hakim olan sermaye birikimi sürecinin kaldıracı olan izleyici/ oyuncu ayrımını aşan izleyici/oyuncu geçişkenliği olan, geniş emekçi yığınları nesne olmaktan çıkaran işçilerin/çalışanların hayata yabancılaşmasının parçalanması için emek, dayanışma, oyun, eğlence yönü ile sporun sınıfsal yönüne vurgu yapan işçi sağlığı/halk sağlığını öne çıkaran bir spor hareketi işçi sağlığı ve iş güvenliği mücadelesinin çok önemli bir parçası olacaktır.

Dipnotlar:
(1) Sporun kelime anlamı, İngilizcenin yardımı ile bütün dünyaya tanıtılmış olmasına rağmen, Latince kökenli bir kelimedir. Latincede “desportare” kelimesi vaktiyle Fransızcaya “desport” oradan da İngilizceye “sport” olarak geçmiştir. Türkçeye de İngilizce bir kelime olarak geçen bu kelime; tek başına, toplu veya takım halinde icra edilen, kendisine has hususi kural ve teknikleri olan, bedeni ve zihni kabiliyetlerin tekamülünü sağlayan eğitici, eğlendirici uğraşı anlamındadır. Küreselleşme ve Spor Endüstrisi, Y. Aytül Dağlı Ekmekçi , Rıdvan Ekmekçi , Ayşe İrmiş (http://psbd.pau.edu.tr/article/view/1062000160/1062000073)

(2) Bu bizleri Milattan önce 3600-2000 yılları arasına kadar götürmektedir. Sümerlere ait 200 kil tablet, altın ve gümüş eserler, mezar taşları, tapınak mimarisi ve Gılgamış Destanının sistemli incelenmesi sonucunda modern anlamdaki sporun ilk defa Sümerler tarafından ortaya konulduğu saptanmıştır. Hatta bazı Sümer tabletlerinde, şair dönemin Sümer kralının ne büyük bir uzun mesafe koşucusu olduğunu, şiirsel bir anlatımla aktarır. MÖ 3000 yılının sonunda III.Ur Hanedanlığının kurucusu Ur-Nammunun oğlu Şulginin ne büyük bir koşucu olduğu tabletlerde kendi ağızından anlatılır. Tabletteki dizelerde Şulgi, Nippurdan, Ura yaklaşık 15 çift saatlik mesafeyi (yaklaşık 150 km), yalnızca bir çift saatte aldığını söylemektedir. Tablette şöyle der:

“Adım uzak günlere erişsin, ağızdan düşmesin diye,

Ünüm ülkenin her yanına yayılsın diye,

Bütün ülkelerde övüleyim diye,

Ben, koşucu, gücümü topladım, yola koyuldum,

Nippurdan, Ura,

Yolu bir çift saatlik gibi aşmaya karar verdim,

Yorulmak bilmez bir aslan gibi şahlandım,”

Burada Delphi Kahininin önerileri ile Olimpiyat Oyunlarının cereyan ettiği mukaddes ay süresince barışın devam etmesi kararlaştırılmıştır. Bir disk üzerine yazılan anlaşma metninde “Olimpia kutsal bir bölgedir. Buraya silahlı olarak girmeye teşebbüs eden tanrıya karşı günahların en büyüğünü işlemekle damgalanacaktır. Böyle bir fena davranışın öcünü, gücü yettiği halde almayan da Allahsız sayılacaktır.” yazılıdır.

Sporda İlkler, http://www.sporbilim.com/sayfa.asp?mdl=haber&param=106

(3) Bu arabalar yalnız savaş için değil savaşa hazırlık alıştırması için yarış arabası olarak da kullanılırdı Etiler Güneş Tanrısı Teşup'un şerefine düzenledikleri şenliklerde iki tekerlekli araba ile yarışır birinci gelenin başına Eti kızları tarafından tapınakta kutsallaşmış biradan dökülür, üzerlerine çiçekler serpilir, şarkılar söylenirdi. Bu şenliklerde güreşler, kılıç oyunları at yarışları da yapılırdı. İ.Ö.1360 yıllarında Eti Krallarından TİKKULİ'nin seyisbaşısı tarafından bir atçalık antrenman kitabı yazılmış ve Boğazköy’deki kazılarda bulunmuştur. Bu kitapta modern bir antrenman kitabında rastlanmayacak kadar mükemmel usuller bütün ayrıntıları ile dile getirilmiştir. Yedi aylık antrenman süreleri içinde atın her gün ki koşu mesafeleri, adım türleri, tımarı, yemlenmesi ve banyosu en ince ayrıntılarına kadar açıklanmaktadır. Etiler at ve araba yarışları yanında yüzme, eskrim, atıcılık gibi faaliyetlerde de bulunmuşlardır. Vücut kültürüne önem vermelerinin nedenleri fertleri savaş için üstün güçte yetiştirme düşüncesine dayanmaktadır.

Spor Tarihi,

http://forum.bedenegitimi.gen.tr/spor-tarihi- t2091.html?s=709b19007b44165525226bc99c0f1b7e&

(4) Mısırlıların spor faaliyetlerini gösteren duvar resimleri, Antik Mısır insanları tarafından tapınak duvarlarına tüm detayı ile işlenmişti. Firavun mezarlarını süsleyen bazı duvar resimleri, Antik Mısırlıların bir çok modern spor dalının ilk ataları olduklarını göstermektedir. Mısırlılar sadece spor oyunlarını değil kurallarını da düzenlemişlerdi. Bu kurallar günümüz modern spor oyunlarına benzer kurallar içeriyordu. Spor yarışmalarının düzenini ve akışını belirleyen bu kurallar ve kategoriler, günümüzdekine benzer bir hakemlik sisteminin oluşmasını sağladı. Halikarnassos’lu (Bodrum) Herodotos’un söylediğine göre MÖ. 7. yy da bir grup Olimpialı, (Grekli) Mısır Firavunu Psammis’ı ziyaret ederek organizasyon ve kurallar konusunda bilgi ve görüş almışlardı. Antik Dönemde Spor ve Olimpiyat Oyunları, http://www.turkeireiseleiter.com/antik-donemde-spor-ve-olimpiyat-oyunlari/?lang=tr

(5) Kung-Fu Çin'de diğer jimnastik hareketlerini teşkil etmiştir. Amaç ruh ve vücudun her türlü huzursuzluklarından ve hastalıklardan arındırılması ve tedavi niteliği taşımaktadır. Sistemin İ.Ö.3000 yıllarında yaşayan HUANG-Tİ' ye ait olması kabullenilmektedir. Bu sistem halkın günlük çalışmalarında, okul programlarında devam ettirilmektedir. Bir başka sistemleri de zayıflara ve yaşlılara uygulanan yorucu olmayan masajla ilgili değişik yöntemleri olan SIAO-LEO dedikleri yöntemdir. Kong-Fu 18 esas hareketten üretilmiştir. Belli başlı niteliği hareketlilik ve parolası da " FİKRİNİ SAKİN VE UYANIK, VÜCUDUNU DİNÇ VE GÜÇLÜ TUT. TANRININ YÜKSEK İDAELİNE ULAŞMAK VE SAĞLAM BİR VÜCUTLA GEREKLİ ENERJİYİ ELDE ETMEK SUKÜNETLE MÜMKÜNDÜR. KENDİNİ AŞIRI YORGUNLUK VE TEMBELLİKTEN KORUN Kİ KASLARIN AKTİF VE UYANIK DAİMA ZENGİN VE YÜCE KALSIN, BÖYLECE DE ZAYIFLIK HİSSETMEYESİN" Telkinine dayanmaktadır.

Spor Tarihi,

http://forum.bedenegitimi.gen.tr/spor-tarihi-t2091.html?langid=2

(6) Milattan önce 1400'lü yıllardan itibaren, Kolomb öncesi halkları olan Antik Meksika ve Orta Amerika'da spor adı altında Mesoamerican Ballgame bir ritüel olarak oynanmıştır. Mezoamaerika (Mesoamerica), Amerika'da bir bölge olup Mayalar ve Aztekler için yaşam alanı olmuştur. Ballgame ya da topla oynan oyun olarak Badminton (raket ve lastik topla) en yaygın oyun olurken, Mayaların keşfettiği Pok Ta Pok günümüzdeki basketbola benzerliğiyle dikkat çekmiştir.

Pok-Ta-Pok yaklaşık 4 kiloyu bulan kalın lastikten yapılan topla, halkın atalarının kurduğu tapınaklı ve görkemli kentlerde oynanmıştır. Arkeologların bulduğu oyun sahasında özellikle Mayalar'ın top oyunlarıyla çok ilgili olduğu, ama bunu spordan ziyade dini merasimler için oynadığı görülmüştür. Çok sayıda tanrıya tapan Mayalar top oyunlarını tanrıları için gerçekleştirip, Pok Ta Pok'u ölüm kalım meselesi yapmışlardır.

Antik Basketbol Pok Ta Pok, http://birgunbiryerde.blogspot.com/2013/06/antik-basketbol-pok-ta-pok.html

(7) Episkiros (Yunanca: ἐπίσκυρος) veya diğer adlarıyla epikoinos(Yunanca: ἐπίκοινος) ve efebike (Yunanca: ἐφηβική),[1] Antik Yunanistan'da topla oynanan bir oyun.

Genelde 12-14 kişiden oluşan ve eşit sayıda oyuncuya sahip iki takım hâlinde oynanan oyunda bir top bulunmaktaydı. Oyun alanında iki takım bir tarafa ayrılmakta, aralarına ve her takımın arka kısmına, kale görevi gören beyaz bir çizgi çekilmekteydi. Sahanın ortasına konan top, ilk olarak oynaması belirlenmiş olan takımın bir oyuncusu tarafından karşı takım oyuncularının üzerinden fırlatılmaya çalışılmaktaydı. Topa elle müdahalenin serbest olduğu oyunda amaç, topu karşı takımın kalesini temsil eden çizgiden geçirmekti. Sporun benzeri daha sonraları Roma İmparatorluğu'nda harpastum adıyla oynandı.

Episkiros,

http://www.wikizero.biz/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvRXBpc2tpcm9z

Harpastum, Roma İmparatorluğu'nda altıncı yüzyıla kadar yaygın olarak oynanan takım oyunu. Günümüz hentbol, ragbi ve futbol oyunlarına benzerlik göstermektedir. Oyun kuralları hakkında kesin bilgiler mevcut değildir, oyun dikdörtgen şekildeki sahada, 27’şerlik iki takım halinde oynanıp, domuz bağırsağından yapılmış topu karşı takımın kale çizgisinden geçirmek şeklindedir. Oynanış şekli ise günümüz hentbolunda olduğu gibi topu el ile yakalayıp oyuncular arasında paslaşmalar ile ilerletilmesi şeklindedir.

Harpastum,

http://www.wikizero.biz/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvSGFycGFzdHVt

(8) Futbol’un kültürel tarihi: Ortaçağ Avrupa’sında Futbol, http://arkeofili.com/futbolun-kulturel-tarihi-ortacag-avrupasinda-futbol/

(9) ABD’de 1850’lerde ilk Sosyalist Jimnastik Birliği kurulmuştu. Ancak bu birlik ancak 1890’larda sağlam bir hale gelebildi. Almanya’da 1893’te işçilerin jimnastik ve bisiklet kulüpleri kurulmuştu. 1895’te İngiltere’de Clarion dergisi etrafında bir işçi bisiklet kulübü kurulmuştu. Aynı yıl Viyana’da (sonradan bütün Orta Avrupa’ya yayılacak) ilk işçi doğa yürüyüşü kulübü kurulmuştu. 1897’de Berlin’de bir işçi yüzme kulübü kuruldu. 1898’de ise ABD’de bir Sosyalist Bisikletçiler Kulübü kurulmuştu.

(10) Almanya’da işçi spor kulüplerinin genel çatı örgütü olan ATUS’un üye sayısı 1929’a gelindiğinde 1.2 milyonu bulmuştu ve 12 spor dalında etkinlik gösteriyordu. ATUS’un üye sayısına, ATUS’tan dışlanan komünist spor federasyonunun üyesi dahil değildi.

1926’da ATUS, Almanya’daki en modern spor tesisi olan, 1.25 milyon Mark değerindeki Bundesschule’yi (Spor Okulu) Leipzig kentinde açtı.

ATUS’a bağlı İşçi Bisiklet Derneği (ARS) 1929 itibariyle 320.000 üyeye ulaşmakla kalmadı (dünyanın en büyük bisiklet örgütü oldu) aynı zamanda kooperatif usulü işleyen bir bisiklet fabrikası kurdu.

ATUS’un 1922’de Leipzig’de ve 1928’de Nuremberg’de ve keza komünistlerin 1929’da Berlin’de düzenlediği işçi spor festivallerinin her birine yaklaşık 100.000 kişi katıldı.

1928’de her iki spor enternasyonalinin toplam üye sayısı 2 milyonu aştı.

(11) Resmi adı “Kızıl Spor ve Jimnastik Örgütleri Uluslararası Birliği” olan Kızıl Spor Enternasyonali, Sportintern kısaltmasını kullanmıştır.

Kızıl Spor Enternasyonali; Komünist Enternasyonal’in 3. Kongresi için Moskova’da hazır bulunan delegelerden bir kısmının, Nikolai Podvoisky’nin çağrısıyla toplanması üzerine kuruldu.

Yoksul semtlerde, işçi havzalarında kurulmuş ya da kurulacak işçi spor kulüpleri, sporun burjuva-kapitalist yozlaştırılmasına karşı, sosyalist kültürün ve işçi sınıfı değerlerinin yayıldığı birer odak haline getirilebilir. Tıpkı sendikalar gibi, işçi spor kulüpleri de geniş işçi kitlelerinin, özellikle de işçi-işsiz gençliğin demokratik ve sınıfsal aydınlanmasında ilk çıkış noktaları haline getirilebilir.

(12) “İşçi sporları, varsıl sınıfların sporlarıyla temelden ayrışır. İkincisi bireyciyken ilki kolektivisttir. Burjuva spor, bireysel performansı ve rekorları öne çıkarırken işçi sporları kitlesel başarıyı ve dayanışmayı önemser. Burjuva spor ve işçi sporu sadece siyaseten zıt değildir aynı zamanda derin olgusal farklılıklara da sahiptir… İşçi sporları yeni proletarya kültürünün gelişimiyle yakından ilişkilidir. İşçilerin, barları terk edip güzel tabiat yürüyüşleri yapar hale gelmesini sağlamıştır, vücutlarının tüm bölgelerini geliştirmelerini ve sakatlıklardan nasıl korunacaklarını öğretmiştir, onlara cesaret ve kendine güven aşılamış, kendi güçlerine olan inançlarını sağlamlaştırmış böylece entelektüel gelişimleri için gerekli koşulları oluşturmuştur.”

Deutsch’a dönelim: “Burjuva spor, bireysel performansa odaklanmıştır. Her şey rekor, rekor ve daha fazla rekorla ilgilidir. Rekor, her şeyin etrafında döndüğü büyülü bir kelimedir. Sanki bir yüksek atlamacının 1.85 değil de 1.90 atlamasından daha heyecan verici hiçbir şey yoktur. Nurmi ya da Dr. Pelzer’in koşu başarıları mucizeymişçesine övülür ve sonu gelmeyen sansasyoncu haberlerle yeniden üretilir. Aynısı Johnny Weissmüller’in ya da Arne Borg’un yüzmedeki başarıları veya İngiliz Kanalı’nı, Cebelitarık Boğazı’nı geçme girişimleri için de geçerlidir. Oysa insan, amfibi değildir. İnsanın gelişimi de Fraulein Eberle’nin Manş Denizi’ni geçmesiyle tamamen ilişkisizdir. Hoşunuza gitsin ya da gitmesin Charles Hoffmann’ın uçağıyla kendi ekseni etrafında 1093 kere dönerek rekor kırması insan evriminin ya da Amerika’nın müthiş anlarından biri değildir. Bir ‘yenilmez atlet’ dansta, diğeri ağaç tırmanmada, öteki haftalarca uçak sürmede, bir başkası Viyana’dan Paris’e tek ayak üzerinde hoplamada rekor kırmış! Harika! Ama bizim amaçlarımız farklı. Biz yenilmez atletler yetiştirmenin ve rekorlar kovalamanın peşinde değiliz. Biz halkı kuvvetlendirmek istiyoruz.”

Mithat Fabian Sözmen, İşçi sporları hareketi (1): Burjuva ve İşçi Sporları Ayrımı, (https://www.evrensel.net/yazi/81096/isci-sporlari-hareketi-1-burjuva-ve-isci-sporu-ayrimi)

(13)Kennedy, P. The Football Industry and the Capitalist Political Economy: A Square Peg in a Round Hole? Aktaran İdris Akkuzu, Sporun ticarileşmesi ve spor sponsorluğu ilişkisi: Türkiye örneği,  https://www.academia.edu/28956895/SPORUN_T%C4%B0CAR%C4%B0LE%C5%9EMES%C4%B0_VE_SPOR_SPO

NSORLU%C4%9EU_%C4%B0L%C4%B0%C5%9EK%C4%B0S%C4%B0_T%C3%9CRK%C4%B0YE_%C3%96RNE

%C4%9E%C4%B0

(14) Cem Saatçioğlu, Spor Ekonomisi, s: 77.

(15) Selma Eroğlu, Ya Sanayi 4.0 ya dolar 4.0, https://bianet.org/biamag/ekonomi/197291-ya-sanayi-4-0-ya-dolar-4-0

(16) Zeliha Tekin, Kübra Karakuş, Gelenekselden Akıllı Üretime Spor Endüstrisi 4.0, http://www.itobiad.com/download/article-file/542218

(17) Örneğin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin spor tesislerinde (haftanın 7 günü 08.00-18.00 saatleri arası ücretsiz) 08:00 – 22:00 saatleri arasında 180 salonda 22 branşta spor yapılabilmektedir. (https://www.ibb.istanbul/SitePage/Index/197)

Okul spor salonları hizmetinden aylık 172 bin öğrenci yararlanırken; sporcular, kulüpler ve çevre halkından 800 bin seans/kişi’ye hizmet verilmektedir. Okul Spor Salonlarımızdan okul saatleri dışında yararlanmak salonlarda bulunan beden eğitimi öğretmenleri ve spor eğitmenleri ile irtibat kurulması yeterli olmaktadır. (https://www.ibb.istanbul/SitePage/Index/198)

(18) Okullarda Spor Sahalarında İş Sağlığı Güvenliği Önlemleri, https://www.mebilgi.com/okullarda-spor-sahalarinda-is-sagligi-guvenligi-onlemleri/

(19) Çarşı (Beşiktaş), Vamos bien, Sol Açık ( Eenerbahçe), Şimşekler (Adanademir spor), Barikat(Amed Spor), Mor Barikat (Amedspor), Karakızıl, Alkaralar, Dikmen Tayfa (Gençler Birliği), Yalı, Viva Göztepe ( Göztepe), Devrimci Trabzon Sporlular (Trabzon Spor), Genç Zonguldaklılar( Zonguldak Spor), Gecekondu (Ankaragücü), Yeşil Cephe(Denizli), Kızıl Kabus (Altay), Denizin Asi Çocukları (Hopa Spor), Çena Dersim (Dersim Spor), Direniş (Dersim Spor), Ankara Ekspresi (Adana Demirspor), Dev ADS (Adana Demirspor), Sosyalist Adanademirsporlular (Adana Demirspor), Kaplanpenche (Adanaspor), Özgür Kadın Kaplanpenche (Adanaspor), Beleştepe (Beşiktaş) , Ejderler (Cizrespor ), Azrailler (Diyarbekirspor), İstanbul Dersimsporlular (Dersimspor), Sosyalist Eskişehirsporlular (Eskişehirspor), Sol Açık-Taşra-Vamos Bien (Fenerbahçe), KızılAslan, Tekyumruk, Tekyumruk Kadınlar (Galatasaray), Sosyalist Şahinler (Gaziantepspor), Yakacık Kartalları (Kartalspor), Dev Nurtepeliler (Nurtepespor)

(20) Karadolap Spor Kulübü, Önümüzdeki dönemde kulüp, mevcut liglerin işleyiş biçimine karşı bu yaklaşımı öne çıkaracak, yurtdışındaki örneklere benzeyen bir alternatif lig oluşturma çabasını gündemine almıştır. Kulüp dernek statüsünde olduğu için Türkiye’deki Dernekler Yasası’nın tanıdığı bütün haklardan (sosyal faaliyet, işletme kurma gibi) yararlanabilmektedir. 2010’dan beri de Türkiye Futbol Federasyonu üyesidir. Her yaş grubundan (7-19) takımın yanı sıra A Takımı ile Amatör 2. Ligde faaliyet göstermektedir. Geçen yıl 18 maçlık galibiyet serisi yakalayarak Muğla Amatör Küme’de şampiyon olup Süper Amatöre yükselen, Başkanlığını oyuncu Nejat İşler’in yaptığı Gümüşlükspor sezon açılışında bir açıklama yayınladı. Gümüşlükspor’un futbola yaklaşımını özetleyen açıklamada, endüstriyel futbola karşı yerel ve insani değerlere yönelim vurgusu yapıldı. ”Gümüşlükspor olarak, etiketlerini ‘’emek’’, ‘’hak’’, ‘’insanlık’’, ‘’sevgi’’, ‘’barış’’ gibi kavramların oluşturduğu bir hikaye yazmak istiyoruz.” denilen açıklamada, keyifsiz ve kirli oyunun karşısına neşeli ve temiz bir oyunla çıkılacağı ifade edildi.

2017’de kurulan Kartal Kirpi Spor kulübü hem öz savunma hem doğa gezileri ile etkinliklerini çeşitlendirmeye çalışmaktadır. “Kartal Kirpi Spor Kulübü sporun bir dayanışma, dayanışmanın bir bilinç oluşturması için çalışmalarına başlamıştır” diyerek kendilerini tanımlamışlardır.

(21) 2 yılda bir düzenlenen Antira Futbol Turnuvası. St. Pauli taraftar grupları tarafından Hamburg’da düzenlenen ırkçılık karşıtı turnuvaya bizden Fenarbahçeli Vamos Bien taraftar grubu da katıldı. Almanya, Fransa, İtalya, Yunanistan, Hollanda, Belçika, İngiltere, İskoçya, Katalanya, Kıbrıs Rum Kesimi, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, İsrail, Danimarka, Bulgaristan ve İsviçre’den 30 antifaşist taraftar grubunun takımlarının yer aldığı turnuva tam anlamıyla tribünler ile alt-kültürün biraraya geldiği bir şölen oldu.http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/105/3942#

Spor Hareketi Kitabı

İşçi Olimpiyatları Simgesi

Karadolap Spor Kulübü'nün düzenlediği direniş kupasının duyurusu