Sağlıklı Beslenme Örgütlenmeyle Mümkün! - İSİG Meclisi Beslenme Çalışma Grubu

İSİG Meclisi Beslenme Çalışma Grubu, basın-yayın kuruluşlarından ve sosyal medyadan da takip ettiğimiz gibi gıda zehirlenmelerin arttığı ve kamuoyunun gündemine daha sık gelmeye başladığı bir dönemde ortaya çıkmıştır. İSİG Meclisi’nden bir grup arkadaşımız gıda zehirlenmelerinin artmasının bir işçi sağlığı ve iş güvenliği konusu olduğunu ve bu durumun örgütlenme sorununun bir parçası olduğu tespitini yapmış ve bu çalışma grubunun kurulması için harekete geçmiştir. Sendikalara, meslek odalarına, tüketim kooperatiflerine ve konuya ilgi duyan taraflara bir araya gelme çağrısında bulunmuştur.

İSİG Meclisi Beslenme Çalışma Grubu, 2018 yılı içerisinde bir grup gönüllünün çağrısı ile bir araya gelmiş bir oluşumdur. Çalışma grubumuz şu anda, Gıda Mühendisleri Odası, Ziraat Mühendisleri Odası gibi meslek odalarından, İSİG Meclisi gönüllülerinden, DİSK Gıda -İş sendikası, Göztepe Kooperatifi Girişimi, Anadoluda Yaşam Tüketim Kooperatifi’nden gelen gönüllü katılımcılardan oluşmaktadır. Çalışma grubumuz bileşimin genişletilmesi için çeşitli kurum, kuruluş ve demokratik kitle örgütlerine çağrıda bulunmaya ve iletişime geçmeye çalışmaktadır.

Çalışma grubumuz, işçilerin işyerinde ve yaşam alanında beslenmesinden yola çıkarak bu konunun halk sağlığını ilgilendiren koruyucu sağlık hizmetleri ve onun önemli bir parçası olan sağlıklı beslenme sürecini ele almayı amaçlamıştır. Yeterli ve dengeli beslenme sermaye tarafından "işçi sağlığı ve güvenliği" ile sadece işçinin verimliliğini arttırmak hedefi ile ele alınmaktadır. Sabah kahvaltı yapılmamasının ya da yaşam alanında yeterli besin alınmamasının iş kazalarındaki yeri için araştırmalar yapılırken, neden kahvaltı yapılmadığı ya da yetersiz ve dengesiz beslenildiği sorusu cevapsız bırakılmaktadır. Ayrıca yeterli ve dengeli beslenme günümüzde gün içinde alınan besinlerin kalori değerleri dışında endüstriyel tarım ile üretilen zehirli ve GDO'lu gıdalar ile de ilişkilidir.

Çalışma grubumuz iş hukukunda “yemek yardımı” olarak geçen ve işverenler tarafından bir lütuf gibi sunulan “Yemek Hakkı”nın yasal hale gelmesini ve bu talebin emekçilerin ve emek mücadelesi veren sendikaların, odaların, birliklerin ve DKÖ’lerinin gündemine girmesini amaçlamaktadır.

Genelde TİS’lerde (Toplu İş Sözleşmesi) yer alan düzenlemeler
“İşçilere fiilen çalıştıkları her gün için … TL yemek yardımı verilir” der. Burada ücretler değişiklik gösterir. Bir diğer sözleşmede ise bu madde “İşçilere çalıştıkları günlerde işverence ücretsiz öğle yemeği verilmesi esastır. Öğle yemeği en az üç çeşit doyurucu, temiz ve besleyici olur. Bunun temini bakımından; yemek listesini oluşturmak, erzak seçimi ve satın alınmasına ve yemeğin pişmesine nezaret etmek üzere sendika temsilcileri hazır bulunur…” şeklinde kaleme alınmıştır.

Bir diğer yazım “İşçilere fiilen çalıştıkları günlerde bir öğün doyurucu, kalorisi yeterli, lezzetli sıcak yemek vermek esastır. ”Yemeğin listesinin hazırlanması, yemek üretim yerinin denetimi, porsiyon ve kalori tespiti ile ilgili olarak bir komisyon kurulur. Bu komisyon; gıda mühendisi, veteriner hekim, işyeri hekimi, işveren temsilcisi ve sendika temsilcisinden oluşur. Yemek temini ve servisi hizmet alımlarında muayene ve kabul komisyonunda sendika temsilcilerine de görev verilir. Yemek üretiminin, denetim kolaylığı bakımından mevcut yemekhanemizin mutfağında yapılması zorunludur. Yemek verilmediği takdirde, fiilen çalışılan günlerde işçilere; sözleşmenin 1. yılında … TL ödenir.” şekli de bu olabilir.

Fiyat önemlidir ancak gıdamızın işyerimizde hazırlanması, besleyici olması, sağlıklı olması daha önemlidir. Çalışırken sağlıklı yaşamak, dengeli beslenmek için örgütlü gücümüz ve örgütlülüğümüz tekrar değerlendirilmeliyiz.

Çalışma grubumuzun amaçlarından bir diğeri burjuvazinin egemenliği altındaki gerek basın-yayın kuruluşlarında gerek bilgi üretim alanlarında, sağlıklı beslenme ve gıda konularında, hâkim anlayış tarafından içi boşaltılan kavramları, işçi ve emekçiler lehine yeniden tanımlamaktır. Bunun için kavramlar atölyesi düzenleyerek ilk adımı atmış bulun maktayız.

Bunun yanında çalışma grubumuz yaptığı araştırmada sendikal hareketin güçlü olduğu dönemde -özellikle 12 Eylül öncesi- sendikalı işçilerin bulunduğu fabrikalarda işçilerin yaygın bir şekilde “işçi kooperatifleri” kurduklarını ve bu kooperatifler aracılığıyla hem daha uygun fiyata hem de daha sağlıklı gıdaya ulaşmayı başardıklarını tespit etmiştir. İşçi tüketim kooperatiflerini hem iş yerlerinde hem de yaşam alanlarında kurma yönünde bir strateji geliştirerek, halkın sağlıklı, temiz ve adil gıdaya erişim hakkı pratik bir gerçeklik haline dönüştürülmelidir. İşyerlerinde kurulan ya da kurulacak olan kooperatifler işyerinde bulunan bütün emekçileri kapsayacak biçimde olurken, yaşam alanlarında kurulacak olan kooperatifler de işçi-emekçi mahallerinde yaşayan herkesi kapsamalıdır.

İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin halk sağlığının önemli bir parçası olduğu göz önüne alındığında; işçi hareketi ve sendikalar, koruyucu sağlık hizmeti kapsamında sağlıklı, temiz ve adil gıdaya ulaşmak için işyerindeki ve yaşam alanlarındaki beslenme süreçlerine müdahale edebilir ve toplu sözleşme kapsamına alabilir, alınan yerlerde somut adımlar atabilir, var olanlarda da sağlıklı, adil, temiz gıda bulundurmak için çiftçi örgütleri ile temasa geçebilirler.

İSİG Meclisi Beslenme Çalışma Grubu olarak ilk etapta belirlediğimiz planlarımızı ve amaçlarımızı gerçekleştirmeye çalıştık. İlk olarak kamuoyunu artan gıda zehirlenmeleri konusunda bilgilendirmek için zehirlenme vakalarını takip ettik ve 2018 yılı Kasım ayının başında 9 aylık gıda zehirlenmelerini içeren bir rapor yayınladık. Güncel olayların takibini yaparak 2018 yılı Gıda Zehirlenme Raporunu hazırladık.

Çalışma grubumuz, işçilerin beslenme koşullarını araştırmak amacıyla pilot bir bölge belirleyerek Anadoluda Yaşam Kooperatifi Sultanbeyli Şubesi’nde bir anket çalışması yapmış ve anket sonrasında bir forum gerçekleştirmiştir. Anket çalışması; alüminyum kesim fabrikası, uçak vs. parçaları üreten bir atölye, PTT, banka gibi hizmet sektörlerinde çalışan 27 kişi ile yapılmış ve işçilere işçi sağlığı ve beslenmeleri ile ilgili çeşitli sorular yöneltilmiştir.

Amacımıza yönelik sorduğumuz sorularla iş güvenliğinde beslenmeye yönelik bakışları öğrenilmek istenmiştir. İşçi sağlığı ve iş güvenliğinden ne anladıkları sorulmuştur. Sağlıklı ve mutlu personel = iş güvenliği cevabını aldığımız gibi cevap vermeyen arkadaşlarımızın sayısı azımsanmayacak kadar az düzeydedir. 8 arkadaşımız cevap vermemiş yorum getirmemiştir. 3 arkadaşımız soruya iş kazası ve kişisel koruyucu donanım vurgusu yapmıştır. Beslenme ile bağlantı kuran arkadaşımız olmamıştır.

Arkadaşlarımıza son iki gündeki öğünleri sorulmuş; Ankete katılan 7 arkadaşımız klasik kahvaltı cevabı verirken, 5'i ise aç işe başladığını bildirmiştir. Kalan 15 arkadaşımız ise poğaça, börek, tost, açma yediklerini kahvaltı öğününü böyle geçirdiklerini bildirmişlerdir. Öğle yemeklerinde metal sektöründe çalışanların genelde tek çeşit yemek yedikleri (bir gün türlü, bir gün tavuk) bunu da dışarıdan sipariş ettiklerini bilgisi verilmiştir. Hizmet sektöründe çalışanlar ise genelde dışarıdan fast food dediğimiz şekilde geçirmektedir. (lahmacun-pide-börek v.b) Sorulara verilen cevaplardan işçi sınıfının hangi sektörlerde çalıştığı anlaşılır hale geliyor.

Hazırladığımız anketimizin son sorusunu ise doymak ile beslenmek ne demek, arasında fark var mıdır? şeklinde kurguladık. 21 arkadaşımız doymak ve beslenmek arasında fark olduğunu ve bu farkın maddi, temellere dayandığını belirtmiştir.

Anket sonrası yapılan forumda işyerinde beslenmenin bir işçi sağlığı ve güvenliği sorunu olduğu, bir hak olarak değerlendirilmesi gerektiği, işverenin yaptığı bir yardım olmadığı fikri paylaşıldı. Toplu iş sözleşmelerinde yer alan yardım söyleminin artık değiştirilmesi gerektiği ve beslenmemizin önemine değinilerek sağlıklı beslenmek için gerekenler tartışıldı. Gıdalarımızın işyerinde hazırlanması gerektiği bunun talebimiz olması gerektiği, gıdalarımızın temininden, tespitine, hazırlanması aşaması dâhil içinde çalışan temsilcisinin yer aldığı, gıda mühendislerinin etkin olarak çalıştığı, satın almacı çalışanın yer aldığı bir grup tarafından hazırlanması, denetlenmesi, geri bildiriminin yapılması gerektiği fikri dile getirildi. İşyerinde zehirlenmenin iş kazası olduğu, zehirlenme kazalarının aslında acil durum eylem planlarında yer alması ve neler yapılması gerektiğinin yazılı olarak bildirilmesi gerektiği gelen işçi arkadaşlarımızla paylaşıldı.

Türkiye'de işyerlerinde tespit edilen birçok zehirlenme vakasının kaza olarak kayıtlara girmediği düşünülürse aslında iş kazalarının azımsanmayacak bir bölümünü beslenme kaynaklı kazaların oluşturacağı ortaya çıkmaktadır.

Çalışanların sağlıksız beslenmenin sonucu olarak birçok hastalıkla karşılaşabilecekleri düşünülünce durumun önemi bir kere daha ortaya çıkıyor. İşçi ve emekçilerin nitelikli beslenme hakkı, işçi sağlığı iş güvenliğinin bir parçasıdır ve sendikal mücadele alanının konusudur. Fabrika ve işyerlerinde talepler etrafında kenetlenip işçilerin birliğini sağlayarak ve etkin toplusözleşme mücadelesini sadece yasalara sıkıştırmayarak nitelikli, sağlıklı ve güvenli beslenme hakkını hayata geçirebiliriz. Ayrıca işçilerin yaşam alanlarında tüketim kooperatifleri gibi örgütlenmeleri hayata geçirerek işçilerin çalışma alanları dışında da hem sağlıklı gıdaya ulaşmalarını sağlayabilir hem de daha uygun fiyata tüketim maddelerine ulaşmalarını sağlayabiliriz. Bir hak mücadelesi olarak tanımladığımız işyerlerinde ve yaşam alanlarında sağlıklı, temiz ve adil gıdaya ulaşma konusunda 2019 yılı ilk aylarında bir çalıştay kararı aldık.

Çalıştay da konunun geniş çerçevede tartışılmasını istiyoruz. Çalışma grubumuz bu amaçla İstanbul’da 3 Kasım 2018 tarihinde TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde “Beslenirken Ölmemek için Örgütleniyoruz” adı ile çağrıcı olduğumuz bir ön hazırlık toplantısı yaptık. Toplantıya İSİG gönüllüleri dışında Anadoluda Yaşam Tüketim Kooperatifi, Göztepe Kooperatifi Girişimi, TükoDer, Şile Komünü, TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İstanbul Şube katılmıştır. Çağrıcı olduğumuz açık katılımlı 2. toplantımızı 13 Ocak 2018 Tarihinde yapma kararı aldık. Bu toplantı ile Çalıştay tarihini de beraber tespit edeceğiz.

* Bu yazı 24-25 Kasım 2018 tarihinde düzenlenen DİSK 2.Uluslararası İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Konferansı’nda sunulan sunum metninin güncellenmiş halidir.