Türkiye’de göçmen işçi olmak: Pasaport rehin sömürü tavan

Türk Tabipleri Birliği (TTB) yayını Toplum ve Hekim Dergisi’nin “Göç” başlıklı son sayısında Doç. Dr. Aslı Davas, “Göçmen işçilerin sağlığını neler belirler?” konusunu ele aldı. Davas’ın yazısında, göçmen işçilerin Türkiye’de genelde emek yoğun sektörlerde ve vasıfsız işçi olarak çalıştığına dikkat çekildi.

Göçmen işçilerin işverenler için “ucuz işgücü”, hükumetler için de “ekonomik büyüme için önemli bir kaynak” olarak görüldüğünü belirten Davas, yazısında şunları kaydetti: “Göçmen işçiler, madenlerde kömür tozuyla, inşaatlarda, tersanelerde asbest ve daha birçok kimyasalla, kot taşlamada silikozla, otel ve restoranlarda neredeyse 16 saate varan ayakta çalışma zorunluluğuyla, sağlıklarına zarar verdiğini bilmelerine rağmen geçim gerçeği nedeniyle çalışıyorlar.”

Sınır dışı edilme tehlikesi nedeniyle göçmen işçilerin kendilerine dayatılan çalışma koşullarına “Hayır” deme ihtimallerinin çok düşük olduğunu ifade eden Davas, yazısında şunları paylaştı:

TÜRKİYE’DEKİ GÖÇMEN İŞÇİLER
♦ Uluslararası Göç Örgütü verilerine göre, Türkiye’de 133 bin 632 Iraklı, 128 bin 931 Afganlı, 32 bin 80 İranlı, 3 bin 598 Somalili ve 8 bin 550 diğer ülkelerden gelen toplam 306 bin 791 kişi bulunuyor. Geçici koruma kapsamındaki Suriyeli göçmen sayısı 3 milyon 168 bin 757. Türkiye’deki toplam mülteci sayısı 3,5 milyonun üzerinde.

♦ Çalışma izni verilen Suriyeli göçmen işçi sayısı ise zannedilenin aksine çok düşük. Türkiye’de 2017 yılında yabancılara 87 bin 100 çalışma izni verildi, bunun sadece 20 bin 970’ini Suriyeliler oluşturdu. Suriyelilerin çalışma izni alması geçici sığınma statüleri nedeniyle daha zor.

♦ Türkiye’de göçmenler genelde emek yoğun sektörlerde ve vasıfsız işçi olarak çalışıyor. Göçmenlerin sıklıkla mevsimlik işçi olarak çalıştıkları tarım, inşaat, tekstil, imalat sektörlerinde daha yoğun istihdam edildikleri biliniyor.

SAĞLIKLARI HİÇE SAYILIYOR
♦ Kadınlar toplumsal cinsiyet rollerine uygun olarak ev hizmetleri, yaşlı, çocuk bakımı ve tekstil alanında istihdam ediliyor.

♦ Türkiye’de çalışan göçmen kadınların dörtte biri bir veya birden fazla işte, sağlıksız bir ortamda çalıştığını belirtiyor. Kadınlar, en zor işin hasta bakımı olduğunu, bu işin hijyenik olmadığını vurguluyor.

♦ Türkiye’de Göçmen Olmak Raporu’na göre göçmen kadınların üçte birinden fazlası en az bir işlerinde ücretlerini alamadıklarını veya eksik aldıklarını; pasaportlarının işverende veya aracıda durduğunu belirtiyor.

GÖÇMEN ÇOCUKLAR KAYIT DIŞI
♦ Türkiye’de 15 yaş altı bir milyon Suriyeli çocuk bulunuyor ve Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliği’nin Türkiye raporuna göre bu çocukların en önemli sorunlarından biri çocuk işçiliği. Kilis’te yapılan bir araştırmada Suriyeli çocukların günlük 10-25 TL gelirle ve yarısının ailesinin isteği nedeniyle çalıştığı ortaya konuyor.

♦ Çocuk işçilerin çoğu daha çok tarımda mevsimlik geçici işlerde çalışıyor; bunun yanında çöp toplama, pazarcılık, küçük esnafa yardım etmekte, ayrıca ücretli olarak tekstil ve dokuma sanayii, oto tamirciliği, boya badana işleri, hamal olarak ve yaygın olarak da inşaat sektöründe çeşitli işlerde kayıt dışı olarak çalışıyorlar.

♦ Kilis’te Suriyeli çalışan çocuklarla yapılan görüşmelerde, çocukların kayıt dışı, düşük ücretle ve uzun saatler çalıştıkları, hem fiziksel hem de psikolojik şiddete maruz kaldıkları ortaya kondu. Çocuklar, çaresizlik duygusunu en derinden yaşadıkları gibi hayallerini yitirdiklerini ve umutlarını kaybettiklerini; mutsuzluk, yalnızlık duyguları içinde olduklarını dile getiriyor.

***

EN KÖTÜ KOŞULLARDA ÇALIŞTIRILIYORLAR
♦ Göçmenler işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından en kötü koşullarda çalışıyorlar. Üstelik hem çalışma saatleri yerli bir işçiden daha fazla olduğu hem daha düşük ücrete çalıştıkları için sağlıklı beslenme ve iyi koşullarda barınma olanaklarından yoksunlar. Çoğunlukla sosyal ve sağlık güvenceleri olmadan yaşıyorlar.

♦ Çok azı yüksek vasıf gerektiren bilgi teknolojisi ve profesyonel işlerde istihdam ediliyor. Çoğu pis, tehlikeli ve küçük düşürücü işlerde çalışıyor. Göç edilen ülkede kalan yakınlara destek, bir an önce geri dönme isteği, ücretlerin göçmenler için daha düşük olması vb nedenlerle mümkün olan en kısa sürede para kazanma zorunluluğu, göçmen işçilerin iki üç işte birden çalışmalarına yol açıyor. Bu nedenle çok farklı işlerde farklı tehlikelere maruz kalıyorlar.

♦ Yapılan görüşmelerde göçmen işçiler her zaman en kötü vardiyaların ve işlerin kendilerine verildiğini, yerli işçilere tanınan hakların çoğunlukla onlara tanınmadığını belirtiyor. Bu tür ayrımcılık hem iş stresine neden olması hem de ayrımcılığa uğrayan birinin iş güvenliği ile ilgili sorunlarını dile getirmesini engellemesi nedeniyle iki şekilde işçi sağlığını etkiliyor.

AYRIMCILIK ZORLUYOR
♦ Göçmen işçilerin işyerlerinde yaşadıkları en önemli zorluklardan biri de ayrımcılık. Türk İş Dünyası’nın Türkiye’deki Suriyeliler Konusundaki Görüş, Beklenti ve Önerileri Araştırması’na göre “Suriyeliler işlerimizi elimizden almaktadırlar” önermesine olumlu yanıt verenlerin oranı yüzde 56,1. “Kesinlikle izin verilmemelidir” ya da “bazı işleri yapmalarına izin verilmedir” diyenlerin oranı, göçün daha yoğun olduğu Güneydoğu Anadolu illerinde sırasıyla yüzde 44 ve yüzde 35 iken, bölge dışı illerde yüzde 48 ve yüzde 28,3.

♦ Göçmen işçiler işyerinde ayrımcılık ve şiddet dışında da birçok psikososyal riske maruz kalıyor. Avrupa Çalışma Koşulları Araştırması’nda monoton görevleri daha sık üstlendikleri, makinelerde daha hızlı çalışmak zorunda kaldıkları, rotasyona izin verilmediği ve yerli işçilere göre iki kat fazla olarak becerilerinin altında işleri yapmaya zorlandıkları ortaya konuyor. Göçmenler bu etnik ayrımcılıkla işgücü piyasalarına giriş sürecinde akrabalık bağlarını/aşiret dayanışmasını/hemşerilik ilişkilerini kullanarak baş ediyor.

EN ÇOK ÖLÜM İNŞAATTA
Resmi istatistik olmamasına rağmen İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi’nin 2017 yılında yayımladığı Göçmen İşçi Raporu’na göre 2013 yılında 23 olan iş cinayeti sayısı, 2016’nın ilk dokuz ayında 96’ya çıktı. Rapora göre ölüm nedenleri arasında inşaatlarda yüksekten düşme, uygun olmayan taşıma araçlarının kazaları, aşırı-yoğun-fazla çalışma ve yaşam koşulları nedeniyle kalp krizleri gibi nedenler öne çıkıyor.

Burcu Cansu / Birgün