(13) 3.Havalimanı İşçileriyle Dayanışma Platformu Cengiz Holding önünde basın açıklaması yaptı

Kocaeli’nin Gebze ilçesinde dün, Kuzey Marmara Otoyolu kapsamında inşaatı devam eden 7 no’lu viyadükte, beton blok montajı sırasında meydana gelen çökmede blokla birlikte 30 metreden düşen dört işçi arkadaşımız enkaz altında kaldı, üçü hayatını kaybetti.

Bu viyadük bizim kanımız ve yoğun sömürümüz üzerinden yükselen, arkasında devasa rantların döndüğü, doğanın talan edildiği o mega projelerden birinin parçasıdır. Hemen hepsinin sayısız suçla anıldığı o mega projelerden…

Siyasi kaygılarla “işin hızlandırılması”, denetim ve kontrolün yapılmaması ve taşeron ağının toplam sonucu olarak yaşanan bu iş cinayetinin arkasındaki şirketler de 3. Havalimanı’nda yüklenici firma olan İGA’nın ortaklarından Cengiz-Kolin ve Limak.

İşçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmamasını suç olarak görüp, soruşturmayanlar; her zaman olduğu gibi bu sefer de suçlarını gizleyebileceklerini sanarak ilk iş olarak yayın yasağı getirdiler.

“Köle değiliz, artık ölmek istemiyoruz” diyerek isyan eden 3.Havaliman’ndaki işçi arkadaşlarımızın öfkesini jandarma zoru, gözaltı ve tutuklamalarla bastırmaya çalışmalarında ve Bakanların çıkıp İGA avukatlığı yapmalarında olduğu gibi.

Şimdi Gebze’deki viyadük inşaatındaki çökmede de aynı sahne tekrarlanıyor. İlk açıklama Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’ndan geldi: “Çok hızlı giden bir inşaat. Çok da can güvenliği alınan bir inşaat. Geçen hafta viyadük inşaatını ben de ziyaret ettim. Bana verilen bilgiye göre beton bloğun altında 4 işçi var” sözleriyle Cengiz-Limak-Kolin avukatlığına soyundu o da…

Kocaeli Belediye Başkanı bu arada “işin hızlılığından” bahsederek gerçeği itiraf ederken, devamını da Gebze Belediye Başkanı, “Kalıpta bir bağlantı hatası olabilir, teknik hatadan kaynaklanan bir şey. Yoksa viyadükün normalde çökmemesi lazım. Artık son noktaya gelmişlerdi, son aşamaya yaklaşmıştı, bitmiş olacaktı” diyerek getirdi.

Nitekim İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna da “Kalıp bağlantısında imalat hatası olabilir. İş güvenliği ihmal ediliyor. İşi hızlı yapabilmek için iş güvenliği ihmal ediliyor. Bu işi alan taşeron firmalar, birçok alt taşerona veriyor bu işleri. Acaba bu alt taşeronlar yeterli verimliliğe sahip mi bunu sorgulamak lazım” diyerek yaşanan cinayetin esas nedenlerini ortaya koydu: Taşeron ağı, hızlandırılmış iş, üretim baskısı ve imalat hatası.

Bu firmalar daha önce de sayısız kere iş cinayetleriyle gündeme gelmiş firmalar. Sadece 3. Havalimanı’nda resmi rakamlara göre 30, İSİG Meclisi’nin verilerine göre de 39 işçinin kanını dökmüş firmalar. Ki bu sayının çok daha yüksek olduğu biliniyor. Tüm suçlarına rağmen herhangi bir soruşturmaya bile uğramadılar. Dahası vergi muafiyeti ve başka ayrıcalıklarla ödüllendirildiler. Onların neden olduğu her cinayet, her usulsüzlük, her suç daha onlar ağızlarını açmadan bakanların ve resmi kurumların savunmalarıyla gözümüzün içine bakılarak aklanmaya çalışıldı. Tam da bu nedenle gözlerini kırpmadan işçi kanı dökmeye devam ediyorlar. Viyadük cinayeti de bu hoyratlıklarının son örneği oldu.

Buradan daha önce 3. Havalimanı’ndaki işçi öfkesi karşısında İGA’nın avukatlığını yapan Limak ve Cengiz holdinglerin eski CEO’su ve şimdilerin Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan’a soruyoruz: Bu cinayetin altında sizin de imzanız var. İstifa etmenizi beklemiyoruz. Böyle bir tutum varlık nedeninize, devleti şirket gibi yönetme mantığınıza aykırı olur. Fakat en azından bir açıklama yapacak mısınız? Yoksa daha önce 3. Havalimanı’da olduğu gibi eski CEO’su olduğunuz firmaların avukatlığını sürdürmeyi mi tercih edeceksiniz?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ismini taşıyan bakanlığa soruyoruz: Her zaman olduğu gibi bu cinayeti de suskunluk fesadıyla mı örtbas edeceksiniz?

Sizin işçi lehine bir açıklama, bir soruşturma yapacağınızı elbette düşünmüyoruz. Fakat yine de sormaya, hesap vermeye davet etmeye devam edeceğiz.

Bizler bu hoyratlığın esas nedenlerinden birinin örgütsüzlüğümüz olduğunu biliyoruz. Gözlerini kırpmadan işçi kanı dökenler ve onların sırtını sıvazlayanların asıl olarak buna güvendiklerini biliyoruz.

Fakat bir kez daha yineliyoruz. İnşaat işçileri kölelik çağında firavunlara piramit inşa eden köleler değildir! Örgütlenerek, kendi sınıfsal duruşunu kimlik haline getirerek bu muameleyi yapanlara dünyayı dar edecek bir gücün temsilcileridirler. Patronlar ve onların temsilcileri de er ya da geç bu gerçeği göreceklerdir.

Kanlarına sudan ucuz muamelesi yapılan işçi arkadaşlarımıza bir kez daha söz veriyoruz: Bu sömürü, cinayet çarkını bozacağız. İnşaat işçisine saygı duymayı, dökülen her kanın hesabını vermelerini onlara öğreteceğiz. Er ya da geç…

TALEPLERİMİZ

1 – İşçi güvenliği eğitimi ilkokuldan başlayarak ortaokul, lise ve üniversitelerde ders olarak verilmeli, bu noktada toplumsal bilinç oluşturulmalı.

2 – Taşeron sistemi kaldırılmalıdır. Bütün işçiler, ana firmaya bağlı ve güvenceli bir biçimde çalışmalıdır.

3- Şantiyelerde sarı baretli işçilerden oluşan işçi güvenliği kurullarının oluşturulması ve bu kurulların işletilmesi.

4 – Ölümlü iş kazalarının (iş cinayeti) yaşandığı şantiyelerin çalışma izinleri derhal iptal edilmelidir. İnşaat sektöründe faaliyet yürütmeleri engellenmelidir.

5 – İnşaatta kurulacak iskeleler, intihar etmek isteyecek bir işçinin bile düşemeyeceği bir standarda kavuşturulmalıdır. Bu standartta kurulmayan iskelelere izin verilmemelidir.

6 – İşçi güvenliğini ihlal eden şirketler ağır para cezalarına çarptırılmalıdır. Onlardan kesilecek bu cezalar, o şantiyede çalışan işçiler tarafından seçilecek komite ve komisyonlar tarafından o şantiyede iş güvenliğini sağlamak için kullanılmadır.

7 – İş Güvenliği uzmanları, işverene bağlı çalışmaktan kurtarılmalıdır.

8 – İş güvenliği ve işçi sağlığı denetimi, inşaat işçilerinin örgütlendiği sendikalar, Türk Tabipler Birliği (TTB), Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları (TMMOB) ve iş güvenliği uzmanlarının örgütlendiği bağımsız kuruluşların eline verilmelidir.

9 – Sendikal örgütlülüğün önündeki engeller kaldırılmalı, örgütlenmenin önü açılmalıdır. Bu bağlamda, inşaat iş kolundaki sendikaların şantiyelere girişine hiçbir engel konulmamalıdır.

İnşaat işçisi köle değildir!

Dünyayı biz inşa ediyoruz altında yine biz kalıyoruz! Artık Yeter!

Alınteri