Adana Saya işçileri kazandı
 
Adana’da ayakkabının üst bölümünü yapan saya işçilerinin ücretlerine zam yapılması talebiyle başlattıkları direniş zaferle sonuçlandı. Adana Büyüksaat Ayakkabıcılar çarşısında yaklaşık 1000 saya işçisinin çalıştığı bölgede işçiler, parça başı ücretlerine yüzde 25’lik zam alırken, çalışma saatlerini de 3 saat azalttı. Ayakkabı patronlarının büyük bir kısmı yüzde 25 zammı vermeyi kabul ederken zammı vermeyi kabul etmeyen patronların işlerini hiçbir saya ustası dikmeyecek. Saya ustaları kendi aralarında karar vererek zam vermeyen patronların işlerini hiçbir saya ustasının dikmemesi kararını aldı. 20 yıl sonra ilk defa bu kadar kitlesel ve örgütlü olarak eylem yapan işçiler, alınan zamdan memnun olduklarını, birleşerek hak kazanabileceklerini öğrendiklerini vurguladı. İşçiler özellikle gazetemiz Evrensel ve Hayat Televizyonuna teşekkürlerini ileterek, yardımlarını asla unutmayacaklarını belirtti.

İŞÇİLER İÇİN MİLAT OLDU
 
İşçilerden Mehmet Toprak, patronlarla yüzde 25’lik zam üzerinden anlaştıklarını, bu zammın Ocak ayına kadar geçerli olduğunu, Ocak’tan sonra yeniden görüşme yapacaklarını söyledi. Ayrıca süreç içinde bir dernek kurduklarını belirten Toprak, en büyük kazanımlarının ise günde 14-15 saat olan çalışma süresinin 2-3 saat kısalması olduğunu söyledi.
 
Mustafa Yörük ise daha önce İstanbul’da aynı iş kolunda çalıştığını ancak Adana’da çalışma şartlarının ve ücretlerin çok daha kötü olduğunu belirtti. Adana ayakkabı işçilerinin yaklaşık 6 yıldır zam alamadıklarının belirten Yörük, bu anlamda zammın ciddi bir kazanım olduğunu vurguladı.

‘BİRLEŞEREK KAZANDIK’
 
İhsan Akbalık saya işçileri derneğinin kuruluşunun ve yüzde 25’lik zammın bir kazanım olduğunu belirtti. Akbalık, Türkiye’de elektriğe, suya, gıdaya zam geldiğini ancak işçilerin ücretlerinde dişe dokunur bir artış olmadığını, saya işçilerinin birleşerek ve direnerek zammı aldıklarını söyledi.
 
Salih Uygan ise şimdiye kadar zam almadıklarını ve bu durumun artık katlanılmaz hale gelmesi üzerine direnişe çıktıklarını, haklarının yenmesi halinde tekrar direneceklerini ifade etti. Genç işçilerden İzzettin Büşai ise ailelerinin bu habere sevineceklerini tüm işçilerin ailelerinin direnişten etkilendiğini ve sonucu heyecanla beklediklerini belirtti.
 
Aziz isimli bir saya ustası, aldıkları zammı şimdi için iyi olduğunu ancak periyodik olarak zam taleplerinin olduğunu söyledi. Bu zammın yaza kadar geçerli olduğunu dile getiren Aziz,  sonrasında 6 aylık veya yıllık zam görüşmelerinin olmasını istediklerini aktardı.
 
28 yıldır bu mesleğin içinde olan Şerif isimli saya işçisi ilk defa böyle bir eyleme katıldığını belirtti. Yapılan eylemin işçilerin bir arada olması halinde istediklerini alabileceğini gösterdiğini dile getiren Şerif usta bundan sonra bu birlikteliğin sürmesi gerektiğini ifade etti. 

Evrensel

 
Sömürü ve kölelik cehenneminden bir kesit: Adana Büyüksaat Ayakkabıcılar Sitesi
 
Adana’nın Büyük Saat Kazancılar Çarşısı'nda bulunan ayakkabıcı atölyelerinde çalışma koşulları tamamen köleliği andırıyor. Ayakkabı işçilerine reva görülen sömürü ve kölelik koşulları geçtiğimiz günlerde saya işçilerinin ses getiren iş bırakma eylemi sayesinde bir kez daha gün yüzüne çıkmış oldu.
 
Saya işçileri insanca çalışma koşullarından uzak, oldukça düşük ücretler karşılığında çalışıyorlar. Ortalama olarak bir sayacı, taneyi 1.5-2 TL arası fiyata dikiyor. İstanbul’da bu rakam 6-7 TL olabiliyor. İşin zorluğuna göre dikilen ayakkabı fiyatları değişebiliyor. Ancak 10 senedir bu fiyata diktiklerini belirten işçiler “Artık yeter” diyorlar. Aslında yine kendilerinin de ifade ettiği gibi istedikleri ücret artışı sadece şimdi aldıkları ücreti daha az saate çalışarak elde etmeye yetecek. Çünkü istedikleri kendilerine ayırabilecekleri bir parça zaman. Ailelerine, çocuklarına sevdiklerine zaman ayırabilmek istiyorlar. Çünkü şimdi ellerine geçen haftalık 150-200 TL'yi kazanabilmek için sabah 07.00’den gece 23.00'e yada 24.00’e kadar çalışmak zorundalar. Ellerine geçen para, günlük 20 TL’ yi bile bulmuyor. Ya da çoğunun yapmak zorunda kaldığı gibi, haftada 2 gün sabahlamak durumundalar.

Saya işçileri bu düşük koşullara katlanmak zorunda kalıyorlar. Ancak bunun da bir güvencesi yok. Sektörün özelliğine göre 6 ay çalışıp 6 ay ücretsiz izindeler.  

Saya işçileri oldukça sağlıksız ortamlarda çalışmak zorunda kalıyorlar. Küçücük odalarda pek çok işçi iç içe çalışmak zorunda bırakılıyor. Havalandırması olmayan, çoğu penceresiz ve küflü-nemli odalarda iş görmek zorundalar. Öyle ya patronlar için sadece önemli olan işinin görülmesi. İşçinin sağlığı ve durumu onu hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Bu gerçeği bir kez daha saya işçileri örneğinde görüyoruz.

Bali gibi kimyasalların içinde ciddi hastalıklarla iç içe çalışan saya işçileri deyim yerindeyse ömür törpülüyorlar. Akciğer kanseri de dahil pek çok solunum sistemi hastalıklarına davetiye çıkaran bu kimyasallar içinse hiçbir koruyucu önlem yok. Çünkü bir kez daha şu gerçek karşımıza çıkıyor ki, kapitalizmde patronlar masraf olduğu için basit koruyucu önlemleri dahi almayı gerek görmüyorlar.  

Böylesine sağlıksız koşullarda çalışan saya içlerinin çoğu sigortasız. Sigortalı olmak yasal haklarıyken patronlar az sayıda yaptıkları sigortanın masraflarını da işçini ücretinden keserek yapıyor. Denetim mi? Bu durumda da yine karşımıza sermaye devleti gerçeği çıkıyor. Denetim zamanlarında sigortasız işçiler başka bir mekana alınarak denetim göstermelik bir şekilde geçiştiriliyor. 

Yanıcı kimyasallarla çalışan işçilerin doğrudan hastalık tehdidi yanında atölyede çıkabilecek yangın riski de hiç de az değil. Ve tabiki bunun içinde hiçbir tedbir yok. Bu şekilde 1996 senesinde yangından son anda kurtarılmış bir çocuk işçi, bugün hala orada çalışıyor.

İş kazalarının da sıkça yaşandığı bu atölyelerde işçiler aynı zamanda yemek-tuvalet gibi insani ihtiyaçları temiz koşullarda elde etme şansları da yok.

Saya işçileri insanca bir çalışma mekanına sahip değiller. Buna bir de depreme dayanıksız ve oturulamaz raporu olan 1970 yılarından kalma binalarda, gözle görülebilir çatlakları göre göre çalışmak zorunda olmak ekleniyor.

Kesicileri, kalfaları, temizlikçileri, sayacıları, saraççıları ve frezecileriyle bir bütün olarak ayakkabı işçilerinin insani olmaktan uzak çalışma koşulları, onların nasıl bir köleliğe mahkum edildiklerini göstermektir.

Tek seçenek örgütlü mücadele!

Saya işçileri bir adım attılar. Birlik olmaktan gelen gücün farkına vararak ortak taleplerle direniş yolunu seçtiler. Ve bu ilk adım, kendini şimdi de dernek örgütlenmesi olarak geliştirdi. İşçilerin kendi elleriyle yazdıkları dövizlerde yazılı olan “Birleşe birleşe kazanacağız!” şiarı bu dernek adımıyla somutlanmış olacak.

Saya işçilerinin direnişinin somut kazanımla bitmesi kuşkusuz çok anlamlı olacaktır. Ancak kendiliğinden tepkilerle gelişen bu hak arama mücadelesinin, dernek örgütlenmesiyle sonuçlanması şimdiden bu direnişin kazandığını göstermektedir.

Yine 15 yaşındaki genç bir işçiye “Biz dikmezsek bakalım ne yapacaklar?” dedirterek, üretimden gelen gücünü öğreten bu direnişin kazanımı, tüm Adana işçi sınıfının ortak kazanımıdır ve işçilere tutulması gereken yolu bir kez daha göstermektedir.   

Kızıl Bayrak 

" /> (5) Adana Saya işçileri mücadeleye devam ediyor... - İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

(5) Adana Saya işçileri mücadeleye devam ediyor...

Bali gibi kimyasalların içinde ciddi hastalıklarla iç içe çalışan saya işçileri deyim yerindeyse ömür törpülüyorlar. Akciğer kanseri de dahil pek çok solunum sistemi hastalıklarına davetiye çıkaran bu kimyasallar içinse hiçbir koruyucu önlem yok. Çünkü bir kez daha şu gerçek karşımıza çıkıyor ki, kapitalizmde patronlar masraf olduğu için basit koruyucu önlemleri dahi almayı gerek görmüyorlar...