Halkçı-Sosyalist Belediyecilik İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Konusunda Ne Yapmalı? - Emre Gürcanlı

Mart ayında yapılacak yerel seçimler için yavaş yavaş tartışmalar başladı. Türkiye solunun yalnızca söylem olarak değil, somut pratiklerle de topluma halkçı ve sosyalist belediyecilik uygulamalarını gösterebilmesi, bir alternatif olarak ortaya çıkması için bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Tartışmanın pek çok boyutu var, yakın tarihimizde Fatsa’nın ardından Dikili, Ovacık ve şu an kayyum atanan HDP’li belediyelerde yaşama geçirilen pratikler var.

Tüm bunların yanı sıra, AKP’nin iktidarda tutunmasının anahtarı, emekçilere dönük planlı “sosyal yardım” uygulamaları da… Ama aslında söylenmesi gerekenler belli başlıklarda hemen hemen kesin ve net, kar değil insan merkezli olmak, beslenme, su, barınma, eğitim, sağlık ve ulaşımı temel insan hakkı olarak görmek, doğaya ve çevreye saygı, katılımcılık, şeffaflık, çocuklar, gençler, kadınlar ve engelliler için pozitif ayrımcılık, katılımcı planlama, kaynakların akılcı bir şekilde yönetilmesi gibi başlıklar..

Dikili eski Belediye Başkanı Osman Özgüven’in de, Komünist Başkan Fatih Mehmet Maçoğlu’nun temel ilke olarak alıp uyguladığı, bazı HDP’li ve CHP’li belediyelerin de kimi zaman farklı sözcükler kullanarak uygulamaya çalıştığı temel ilkeler.

Konuyu uzmanlarına bırakıp, işin işçi sağlığı ve iş güvenliği boyutuna girmek istiyorum. Eğer halkçı sosyalist bir yerel yönetimden söz edeceksek bunun bir boyutu mutlaka bu olmalı ve sol somut olumlu pratikler sergilemeli.

Önce rakamlar…

Belediye çalışanları 20 Nolu “Genel İşler” işkolu altında istihdam ediliyor ve sendikalara üye olabiliyor. Bu işkolunda:
Toplam İşçi Sayısı 1 Milyon 46 Bin 832
Sendikalı İşçi Sayısı 382 Bin 333 (%36,52)

Sendikalar arasında AKP döneminde büyüyen Hizmet iş 250 binin üzerinde üyesiyle ilk sırada, ardından 66 bin üyeli Türk İş’e bağlı Belediye İş ve 63 bin üyeyle DİSK’e Bağlı Genel İş geliyor.

Hemen araya girelim ve bu sektörde grevlerin kolayca “ertelenebileceğini” (yasaklanacağını!) belirtelim. Zira 22 Kasım 2016 tarihli ve 678 sayılı KHK ile 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 63. Maddesinde yapılan değişiklik ile daha önce var olan “milli güvenlik ve genel sağlık” gerekçelerinin yanına “büyükşehir belediyelerinin şehir içi toplu taşıma hizmetlerini, bankacılık hizmetlerinde ekonomik veya finansal istikrarı bozucu” olduğu düşünülen grevleri erteleme (yasaklama) eklendi ve artık sermaye kuruluşu haline gelen belediyelere büyük bir hizmette bulunuldu!

Sayılarla devam edelim, 2016 Yılında Toplam İstihdamda Kamunun Payı Sadece Yüzde 13, Belediye Çalışanlarının Sadece Yüzde 19,2’si Sürekli İşçi Kadrosunda, Belediye İşçilerinin Yüzde 73’ü Taşeron Şirketlerde Çalışıyor. Açıkçası belediye diyince aklımıza “kamu” gelse de, ortada kamu namına pek bir şey kalmamış.

Genel işler işkolunda güvencesiz istihdam yaygın, bu iş kolu belediyelere kanun ile verilen yerel hizmetlerde, kamu idarelerinde temizlik hizmetlerinde ve konut işlerinde çalışan işçileri kapsıyor ve bu işçilerin çoğunluğu da taşeron firmalarda çalışıyor(du). “Taşeron yasası” olarak bilinen yasayla ikinci sınıf işçi statüsünde “kadro”ya alındılar…

Tablo 1’deki rakamlar çarpıcı, çalışanların 80,8’ini belediyelerdeki taşeron firmalarda çalışan işçiler, kamu idarelerindeki temizlik hizmetlerini yapan taşeron işçileri ve konut işlerinde çalışan işçiler oluşturuyor.

Tablo 1. Genel Hizmetler İşkolunda İstihdama İlişkin Veriler, Ocak 2017. (1)

Şimdi yalnızca belediyelerde çalışan işçilere bakalım. Orada da oranlar çarpıcı, 2015 yılında belediyelerde çalışan işçilerin yüzde 73’ü taşeron şirketlerde çalışıyormuş.

Tablo 2. 2015 Yılında Belediyelerde Sürekli İşçi Kadrosunda ve Taşeron Firmalarda Çalışan İşçi Sayıları (1)

Tablo 3. Yerel Yönetimlerde İstihdama İlişkin Veriler (2016)

Tablo 2 ve Tablo 3’teki veriler “taşeron yasası” sonrasını kapsamıyor. Bizce çok da önemli değil, zira “kadrolu” olduğu iddia edilen taşeron işçilerinin yine ikinci sınıf işçi statüsünden çıkmadığını biliyoruz ve pek çoğunun kadro başvurusunun reddedildiğini de. Daha güncel veriler üzerinde de kuşkusuz çalışmak gerekiyor.

Öte yandan belediyelerde memur istihdamı da sürekli işçi sayısı da giderek azalıyor, ama örneğin 2016 yılında belediye istihdamında en fazla artış sözleşmeli personelde olmuş.

Türkiye’de toplam 28 milyon çalışan var, genel işler işkolu ise bir milyonun biraz üzerinde istihdama sahip, bir başka ifadeyle toplam çalışanların %3,6’sı bu işkolunda. 2017 İSİG Meclisi verilerine göre, yaşamını iş cinayetlerinde yitiren toplam en az 2006 işçinin 89’u belediye işçisi imiş.

Kamuda temizlik işlerinde ve konutlarda çalışanları tam bilemiyoruz ama ölümler içindeki orana baktığımızda belediye işçilerinin ölümlerdeki payının yaklaşık %4.5 olduğunu görüyoruz. 2016 yılı SGK istatistiklerinde NACE kodlarına bakıp, belediye hizmetlerini çekip çıkardığımız zaman 61 işçinin iş cinayetlerinde öldüğünü, o yıl için açıklanan resmi toplam ölümün 1406 olduğunu, oranın ise %4,4 olduğunu görüyoruz.

İstihdamdaki oranına nazaran ölümlerin oranı yaklaşık %1 fazla veya kendi içinde oranlarsak “beklenenin” %25 üzerinde! Bunun nedeninin yıllar boyunca giderek artan taşeronlaşma olduğunu, özellikle de atık toplanması, çevre düzenlenmesi gibi riskli işlerde taşeronlaşmanın çok olduğunu ve nedenlerden en büyüğünün bu olduğunu varsayabiliriz.

SGK istatistiklerindeki rakamlar en fazla ölümün, atığın toplanması, binaların genel temizliği, çevre düzenlemesi ve bakım faaliyetleri alanlarında yaşanmış olduğunu gösteriyor.

Otoyol refüjlerinde ve kenarlarında çevre düzenlemesi ve bakım yapan, ayrıca akan trafikte “trafik kazası”na maruz kalan işçileri, bu ölümlerden söz eden haberleri gözünüzün önüne getirdiğinizde aslında tablo tamamlanmış oluyor!

Her ne kadar İSG-Katip ataması ile alınabilecek sürekli iş sağlığı güvenliği hizmeti zorunluluğu 2017‘den 2020‘ye 3 yıl ertelense dahi aşağıda bazı başlıkları verilen hizmetlerin yerine getirilmesi belediyeler için halen zorunlu:

1. İSG Risk Değerlendirme Raporu Hazırlanması
2. Acil Durum Planları, Yangın, Tahliye Eğitimi ve Tatbikatları (Yılda 1)
3. Tüm Çalışanların Sertifikalı İSG Eğitimi Alınması
4. Çalışanlar arasından belirli kişilerin ilkyardımcı sertifikası alması
5. Koruyucu donanım ve ekipmanların belirlenmesi, tedariği, eğitimi
6. Personel görev tanımlarının, İSG Talimatlarının ve prosedürlerin hazırlanması
7 . İşyerinde kullanılması gereken iş güvenliği işaretlerinin belirlenmesi

Bunların büyük bir kısmı yalnızca göstermelik olarak ve kadrolu işçilerle yapıldı bugüne değin. Ayrıca tehlikeli atıkların toplanması, kanalizasyon işleri, otoyolların kenarlarında, refüjlerde çevre düzenlemesi gibi işlerin güvenlik risklerinin yanısıra, çok ciddi mesleki sağlık riskleri de mevcut. Bu riskleri tahmin edebiliyor ama belediye işçileri için nasıl sonuçlandığını bilmiyoruz ve bu sağlık riskleriyle ilgili ne yapıldığını da.

Çok uzatmayayım, genel bir tartışma için giriş yapmış oldum. Ama ne yapmalı sorusuna kısa ama net yanıtlar vermek gerekiyor. Halkçı sosyalist bir belediyenin insan ve emek odaklı olması gerektiğinden hareketle temel ilkeler belirlemek gerekiyor.

-Öncelikle, taşeron sisteminin sözde bittiğini bilerek, tüm işçilere eşit derecede kadro,
-Belediye işçilerinin her süreçte sağlık ve güvenlik konularına katılımı, en güvenli ve sağlıklı iş yapma yöntemine konunun uzmanlarıyla ortak karar verme,
-Yapılan tüm işlerin, bu işlerin risklerinin önlenmesi ve/veya azaltılmasının halkla birlikte (halk meclisleri, yerel meclisler, yerel komiteler ne ad altında olursa olsun) işçilerin katılımıyla planlanması,
-Gerek halk gerekse de işçiler için risk taşıyan tüm unsurların (tehlikeli atık, yolda bir çukur, trafiğe dalan bir hafriyat kamyonu gibi plansızlıkların) ortadan kaldırılması için halkla işçilerin el ele çalışması,
-Tüm işçilerin her aşamada kapsamlı (göstermelik olmayan) eğitimlere tabi tutulması,
-Sürekli ve düzenli sağlık hizmetinin sağlanması, bu hizmetin barınma koşullarını da kapsaması,
-Tüm belediye işçileri için ücretsiz ulaşım sağlanması,
-Tüm belediye işçileri için aşamalı olarak lojman sağlanması…

Eğer işçi sağlığı ve iş güvenliğini “emeğin sağlığı ve güvenliği” olarak kapsamlı görüyorsak, hiç de zor olmayan, aşama aşama yaşama geçirilecek hedefler olduğunu, yerel seçimler öncesinde kesinlikle tartışılması gerektiğini düşünüyorum…

Kaynaklar:

(1) DİSK/Genel İş Emek Araştırma Raporu-2017
(2) DİSK/Genel İş 2018 Güncel Veriler
(3) SGK 2016 İstatistikleri

İleri Haber