"Sağlık için mücadele ve mücadele için sağlık” anlayışı ile yola çıkan ve “oluşumuna kurulmadan önce başlayıp, kurulduktan sonra devam edecek” olan,

Meşruiyetini emek-sermaye çelişkisindeki “emeğin sağlıklı olma hakkı”ndan alan,

Bugüne kadar işçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin birikimlere sahip çıkıp, üzerine yenisini eklemeyi hedefleyen,

İşçinin/emekçinin bulunduğu her yerde kendisini tanımlayan, adres olan ve adrese giden, işçi/emekçiye karşı sorumluluk duygusu olan herkesi(mi) doğal ortağı olarak gören,

Bu nedenlerle DİSK-KESK-TMMOB ile TTB tarafından çağrısı yapılan ve bunun yanında, bölgelerden-illerden-havzalardan gelen; İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisleri’nden ve meclis girişimlerinden, Tuzla Tersaneler Bölgesi’nden, Kot Taşlama Komitesi’nden, Mevsimlik Tarım İşçileri Sendika Girişimi’nden, Ev Eksenli Çalışanlar Sendikası’ndan, Evde Çalışan Kadınlarla Dayanışma Sendikası’ndan, Atık Kağıt İşçileri’nden, Davut Paşa ve OSTİM’de iş cinayetlerinde kaybettiğimiz işçilerin yakınlarının dayanışma örgütlenmelerinden, bu konuya sahip çıkan bilim insanlarından… doğru katılımla gerçekleştirdiğimiz,

Katılımcıları arasına hiçbir hiyerarşi koymayan, eşit ilişkiler düzleminde kolektif üretimi esas alan, emeğe-emekçiye karşı sorumlu olan İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kongresi;

Emperyal-kapitalist sistemin sömürgen yapısı gereği kaçın(a)madığı ve insanlığın  sağlıklı olma halinin alt yapısını bozan savaş ortamına sürüklediği, daha fazla kar amacıyla esnek üretimin tüm alt biçimlerini asıl üretim biçimi haline getirip, sosyal politika ve bu bağlamda da işçinin/emekçinin sağlıklı olma ve güvenli ortamlarda çalışmasını tehdit eden önemli riskler ve çıkmazlar eklediği,

Üretim ve ürün güvenliğinin öncelenip, emeğin sağlıklı olma hakkının gasp edildiği,

Emek-sermaye çelişkisinin ve çatışkısının, milliyetçiliğin-şovenizmin ve cinsiyet ayrımcılığının körüklediği çatışma alanları ile iç içe geçerek çifte sömürü haline geldiği,

Buna karşın emek-barış-demokrasi ve özgürlük cephesinde, işçi sağlığı ve güvenliği bağlamında örgütlenme ihtiyacının öne çıktığı bir dönemde,

Emeğin sağlıklı olma ve güvenli ortamlarda çalışma hakkını savunarak ve  “örgütsüzlük” engelini “direnç” göstererek aşacak kararlılıkta yapılmıştır.

Kongremiz; Dil, etnik köken, inanç, cinsiyet, cinsel yönelim ve benzeri alt kimliklerimizin gerçekliğini bir zenginlik olarak kabul ederek mücadelemizin bunları da kapsayacak şekilde örgütlenen sınıf –üst kimliğimizden yola çıkarak hedefine ulaşabileceğini belirlemiştir.

Kongremiz; Taşeronlaşmanın, güvencesiz istihdam biçimlerinin, kayıt dışılığın, kadın, genç, çocuk emeği ile etnisite temelli ayrımcılık ve sömürü biçimlerinin yaygınlaştırılıp egemen hale getirilmesine, işçi sağlığı ve güvenliği hizmetleri ve eğitimlerini piyasaya teslim etme çabaları ile  bütün bu saldırı politikalarına ve bu eksendeki şiddet-rızaya dayalı hegemonya oluşturma biçimlerine karşı mücadele kararı almıştır.

Kongremiz; Üretim alanlarında kar endeksli üretim için işçiyi/emekçiyi bilgi aktarılacak nesne olarak gören sermaye eksenli eğitim anlayışına karşı, alanın öznesi olan işçinin/emekçinin “bilme ve sağlıklı ortamlarda çalışma hakkı”na saygı duyan-bu anlayışı merkeze alan ve “işçiden-işçiye/emekçiden-emekçiye” ilkesine uygun bir eğitim modelini tartışmaya açmış, bu tarz eğitimleri işçinin/emekçinin üretim alanlarını  “içeriden” denetleyeceği bir güce ulaşmada manivela olarak benimsemiştir. 

Kongremiz; İşçi sağlığı ve güvenliği hizmetlerine erişimin oldukça düşük olması gerekçesiyle yapılan “İşçi Sağlığı ve Güvenliği’nde Model” konulu grup çalışmasında, sağlık hizmetinin öncelikli olarak geliştirici  ve koruyucu hizmetleri kapsaması, fakat birinci basamak özelliği nedeniyle tedavi edici hizmetleri de içermesi, tüm emekçilerin  erişebileceği, multi disipliner bir ekip hizmeti olarak mesleki bağımsızlığın gözetildiği koşullarda üretim birimlerinde  verilmesi gerektiği anlayışında ortaklaşmıştır.

Kongremiz; Üretim araçlarının özel mülkiyeti temelinde kurulan sistemde, günlük yaşamın tüm alanlarında olduğu gibi, işçi sağlığı ve güvenliği alanında da taraf olmamız gerektiğini, bu alanın salt hukuksal ve sendikal mücadele-örgütlenme alanına sıkıştırılamayacağını, bilimsel-politik-siyasal bir mücadele alanı olduğunu benimsemiştir.

Kongremiz; İşçi sağlığı ve güvenliği sorununun, gerçek anlamda, üretimin toplumsal oluşu ile üretim araçlarının özel mülkiyeti arasındaki çelişkinin ortadan kalkacağı bir üretim biçiminde çözümleneceğini, ancak bu gün için barış, demokrasi ve özgürlük mücadelesi kapsamında, işçi sağlığı ve güvenliği konusunda, daha ileri mevziler kazanmak için yoğun bir mücadele verilmesi gerektiğini karar altına almıştır.

Kongremiz; İşçi sağlığı ve güvenliği eksenli mücadele ve örgütlenmeyi, beyaz-mavi yakalı, kol-kafa emeği, memur-işçi vb. gibi ayrımları reddeden kişi(ler) ve kurum(lar)ın birlikte oluşturdukları/oluşturacakları “yerel meclis”ler aracılığıyla gerçekleştirmeyi öngörmüştür. 

Kongremiz; Sonuç bildirgesinin takibi ve önümüzdeki dönemin faaliyetlerinin daha katılımlı-coşkulu olması için, kongre katılımcılarıyla eşit-canlı-dinamik örgütsel ilişkiler sürdürmesine dair, İşçi Sağlığı ve Güvenliği Koordinasyon Kurulu’nu görevlendirmiştir.

Kongremiz; Temel çerçevesini çizdiği sonuç bildirgesiyle ilgili, güncel açılımların pratik görevlerini tanımlamak için bir program oluşturmayı önüne hedef olarak koymuştur.


İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ  2011 KONGRESİ
" /> İşçi Sağlığı ve Güvenliği 2011 Kongresi Sonuç Bildirgesi - İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

İşçi Sağlığı ve Güvenliği 2011 Kongresi Sonuç Bildirgesi

DİSK, KESK, TMMOB VE TTB tarafından Ankara'da İnşaat Mühendisleri Odası'nda 2-3-4 Aralık 2011 tarihlerinde 4. İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kongresi gerçekleştirilmişti. Kongre'nin ana teması "Esnekleşme ve İşçi Sağlığı" olarak belirlenmiş ve birçok işçi şehrinden yüzlerce kişi "emeğin korunma mücadelesi"nin nasıl hayata geçirilebileceğini tartışmıştı. Aşağıda 4. İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kongre'sinin "Sonuç Bildirgesi"ni okuyabilirsiniz...