(17) Grevin dinamik gücü asistan hekimler

Türkiye’de yaklaşık 20 bin  asistan hekim var. Böyle yüksek bir sayının ayrı ayrı sorunları olsa da onları bir araya getiren ortak sıkıntılar var. Mesai saatleri, ücretleri, çalışma koşulları beraberinde getirdiği ortak bir öfke.  
 
Bir asistan hekim, her gün sabah sekizde, beyaz önlüğünü sırtına geçirip, bir hastaya, “Ne şikayetiniz var” diyor ve bu sözle günlük mesaisine başlıyor. Ancak, mesaisinin kaçta biteceği belli değil, aynı gece nöbete kalıyor. Sonra hiç uyumadan tekrar bir hastaya “bugün kendinizi nasıl hissediyorsunuz” diyor. Böyle bir çalışma süresi yaklaşık 36 saate varıyor. Çünkü asistan hekim, nöbetinin ertesinde izin kullanamıyor ve uykusuz haliyle yüzlerce hastaya bakmak zorunda bırakılıyor. Uyuyabilmesi için belki sekiz saat bile verilmiyor çünkü bir sonraki gün aynı tempo onun için kaldığı yerden devam ediyor.
 
36 SAAT ÇALIŞAN HEKİME MUAYENE OLMAK İSTERMİSİNİZ?
 
Tabii bu yoğun çalışma koşulları altında şiddet de kaçınılmaz oluyor. Asistan hekimler, sıklıkla hasta ve hasta yakınlarının şiddetine  maruz kalıyor.
 
“Biz bunu acilde ortalama haftanın bir ya da iki günü yaşıyoruz. Yeterli hekim yok burada ve yoğunluktan dolayı yeterli sağlık hizmeti veremiyoruz. Bu yoğunluktan dolayı sanki hekimler işleri yavaşlatıyormuş izlenimi doğuyor hastada. Bu yüzden, yine geçen gün bir hekim arkadaşımız darp edildi” diyor İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji servisi Asistan Hekimi Uğur Çıkrıkçık. Bu şiddetin nedenlerini sorgulayan Çıkrıkçık, bu kadar yoğun çalışma koşullarında hataların kaçınılmaz olduğunu söylüyor.
 
Bir asistan hekim günde ortalama 150’ye yakın hasta bakmak zorunda. O yüzden 36 saat çalışıyor. Peki neden, çünkü hükümetin performans sistemi doktora takılmış bir hasta sayacı gibi. Yani asistan hekimler, adeta boyunlarına geçirilmiş bir performans sayacıyla dolaşıyor ve bir hastaya beş dakikadan fazla ilgi gösterdiklerinde bu sayaç “yeter artık bu hastayla bu kadar ilgilendiğin, diğer hastalara geç. Ne kadar çok hasta o kadar çok kâr” diyor.
 
Peki bir insan neden hekimliği tercih eder; “Benim bu mesleği seçmemin sebebi; dedem bu hastanede yatmıştı, o yüzden çok vakit geçirdim burada. Bu yüzden de  isteyerek verdim doktor olma kararımı, tabi bir yandan çok da onurlu gelmişti. İlk seneler gerçekten o kadar mutluydum ki buraya geldiğim için. Şu beyaz önlüğü ilk geçirdiğiniz vakit, birinci ikinci sınıfta, hastanenin içinde dolaştığınızda bulutların üzerinde gezermiş gibi oluyorsunuz, öğrenci kafasıyla. Ama şuan geldiğim noktada bir yakınımın doktor olmaması için elimden geleni yaptım. Hani derler ya çocuğum olsa şu şartlarda çocuğumun doktor olmasını istemem. Çünkü bu kadar cefaya değmiyor” diyor Çıkrıkçık ve isteyerek başladığı hekimlik mesleğinden, mesleğini gereğince yapmasının engellendiğini söyleyerek pişman olduğunu ifade ediyor.
 
SÖZ KONUSU İNSAN HAYATI
 
Her gün 150’ye yakın hasta bakan ve 36 saat aralıksız çalışan bir hekimin hastalara ne kadar faydası olur? Siz gidip gönül rahatlığı ile o doktora muayene olabilir misiniz? Bu koşullarda vatandaşa sağlık hizmeti vermeye çalıştıklarını söyleyen Çıkrıkçık, “36 saat çalışan doktora muayene olmak ister misiniz; ve siz bu 36 saatte belki bir saat, ya uyudunuz ya uyumadınız; bu durumda ‘son hasta olmak ister misiniz’ diye soruyoruz hastalarımıza. Ben olmak istemezdim. Bu kadar yorgunluğun arasında her insan hata yapabilir ancak o hatanın telafisi yok. Söz konusu bir tahta ya da bir metal değil, insan hayatıdır. Yani birileri bunun önemini anlaması gerekir” diyor.
 
Bu kadar çok hasta bakarken herkese aynı özenle ilgilenmek mümkün olmuyor asistan hekimler için, “Hakikaten yoruluyoruz. O kadar yoğunluğun içinde herkese aynı özenle bakmak mümkün değil. O yüzden mecburen kim daha kritik kim daha acil. Onunla daha çok ilgilenip diğerini geri plana atabilirsiniz” diye giriyor araya, 1.5 yıldır İstanbul Tıp Fakültesi Kardiyoloji Servisi’nde asistan hekimlik yapan Yasemin Demirci.
 
BİR HASTAYA BEŞ DAKİKA
 
AKP Hükümetinin hekimlere dayattığı uygulamalardan biri de performans sistemi. Bu sistem hastaya nasıl daha iyi sağlık hizmeti verebilirimi değil, hastanın cebinden nasıl daha iyi para çıkartırımı hedefliyor. Bunu nasıl yapıyor; kliniğin performansına göre, hekimin ne kadar hasta baktığına göre, ne kadar tetkik istediğine göre. Bu da belli kliniklerde dekanlık ve rektörlük veya hastane işletmecisi tarafından denetleniyor. Buna uymayan hekimler de sürekli uyarılıyor.
 
“Bu ay az hasta bakmışsınız, bu kadar az tetkik istemişsiniz diye biz sürekli olarak uyarılıyoruz.  Hastayı 5 dakika muayene edip böyle tanı koymaya zorlandığımızda kendi hekimliğimizden şüphe duyar hale geldik Bu bizim de vicdanımızı rahatsız ediyor” diyor Çıkrıkçık ve böyle sağlık hizmeti vermenin birçok hata doğuracağını bunun ucunun da hem vatandaşa hem de hekime dokunacağını belirtiyor.
 
EĞİTİM HAYAL OLDU
 
Asistan hekimler, çalışma koşullarından kaynaklı sadece nitelikli hekimlikten değil aynı zamanda eğitimden de yoksun kalıyor.  Mevcut durumun, kanunlara ve  uluslararası çalışma örgütü (ILO)’nun kurallarına aykırı olduğunu söylüyor  Yasemin Demirci, “Bu kanun ve kurallara aykırı olarak çalıştırılıyoruz. Hastane o kadar yoğun, o kadar çok hasta başvurusu var ki eğitim için zaman dilimi yaratamıyoruz. Nöbet ertesi izin almamız da yasak” diyor.
 
Bu kadar yoğun çalışma sürelerinden zaten eğitime kolay kolay fırsat bulamayan asistan hekimler için  bir de hükümetin, hocaları, uzman doktorları hekimlik yapmaktan alıkoyan Tam Gün Yasası yüzünden tamamen eğitim  hayal oluyor. Tam Gün Yasası yüzünden üniversitelerde hocalarını bulamayan asistan hekimler, hükümetin sağlık politikaları yüzünden eğitimin kendileri için imkansız hale geldiğini söylüyor. İstanbul Tıp Fakültesi de bu sorunu yakıcı olarak yaşayan bir üniversite hastanesi. Çünkü çok ciddi bir hasta  akışının olduğu bir yer. Ancak, 55 kişilik genel cerrahi hocalarından sadece bir tanesinin imza yetkisi var. Bu yüzden orada da asistan hekimler, kendilerine nitelikli tıp eğitimi verecek hoca bulamıyor.
 
“Asistan eşittir tıpta uzmanlık öğrencisiyizdir. Biz halen bir nevi öğrenciyiz. Temel tıp nosyonunu almışızdır ancak özelleştiğimiz alanda halen öğrenciyizdir. Ancak Tam Gün Yasası yüzünden size  eğitim verecek hoca bulunamıyor. Kendisinin hastasıyla karşılaştığınız zaman danışabileceğiniz hoca yok. Bu sefer kitaptan okuyarak nereye kadar varabilirsiniz. Doğal olarak bir çapraz baskıyla karşı karşıya kalıyorsunuz. Yani danışabileceğiniz eğitebilecek birileri yok, ancak burada hasta var. Size de yazık hastaya da yazık ki ona daha çok yazık. Bu iyice açmaza doğru sürükleniyor ve bu açmazda giderek büyüyor. Hastalar birikiyor, problemler birikiyor” diyor Çıkrıkçık, bu şekilde daha ne kadar devam edeceklerini bilmediklerini ekliyor ardından.  
 
BU KOŞULLAR HEKİMLERİ HASTA ETTİ
 
Yoğun çalışma koşulları yüzünden psikolojik ve fiziksel temelli  rahatsızlıklar da asistan hekimler için kaçınılmaz oluyor. Birçok asistan hekim günü kurtarabilmek için  ilaç kullanıyor. Bu yüzden Erzurum’da üç hekim, aldıkları ilaç yüzünden yaşamını yitirdi.
 
Kendilerinin de ayakta kalabilmek için ilaç kullandıklarını ifade ediyor Demirci, ‘Biz çoğu zaman yemek yiyecek vakit bulamıyoruz. 2 dakika oturamıyoruz. Bu yüzden  ayakta kalabilmek için ilaç kullanıyoruz’.
 
Uzun ve yorucu çalışma koşullarının yanı sıra bir de mesleğini layıkıyla yapamamanın verdiği vicdani rahatsızlıkla  birçok asistan hekim bu mesleği seçmekten kaynaklı umutsuzluk, yılgınlık, pişmanlık  duyguları yaşıyor. Bu yüzden asistan hekimler arasında antidepresan hap kullananlar da çok fazla. Bu koşullara dayanamayan asistan hekimler de çözümü istifa etmekte buluyor.
 
İstanbul Tıp Fakültesi’nde de durumun farklı olmadığını söylüyor Asistan Hekim Demirci, ‘Genel cerrahiden, dahiliyeden hatta bir çok bölümden istifa eden bir çok arkadaşım oldu. Çünkü, 1 gün evde, 2 gün nöbet ve her gün mesai… Bu belki ilk başladığınız süre için geçerli ama çalıştığınız yerlerde yeterince asistan yoksa bu böyle senelerce devam edebilir ve ‘Tezimi yazmam gerekiyor ancak zaman bulamıyorum’ diyen bir çok arkadaşım var”
 
‘BAŞTA BİR GRUP MARJİNALDİK’
 
Asistan hekimler, mevcut çalışma koşullarına karşı eylemler de yapıyor. Diğer sağlık emekçileri, öğretim üyeleri, hekimlerle yapılan ortak eylemliliklerde de en canlı olan kortejlerden biri de asistan hekimlerin kortejleri oluyor.   “Asistan hekimler bu eylemliliklerde  lokomotifti çünkü tıp camiasının cefasını önce onlar çeker. Hastalara önce onlar bakar, servisi önce onlar çevirir. Yeri gelir öğrenci pratikleri bile yaptırırlar’ diyor asistan hekim Çıkrıkçık. Başta bir grup marjinal olarak nitelendirildiklerini anlatıyor Çıkrıkçık, “Ancak ikinci eylemden sonra baktılar ki, bu marjinaller çok daha farklı işler yaptılar” diye konuşuyor.
 
TALEPLERİMİZ HERKES İÇİN
 
Asistan hekimler yaklaşan 21 Aralık grevine beş tane taleple yürüyor; Nitelikli uzmanlık eğitimi, insanca mesai ve nöbet ertesi izin hakkı,  insanca yaşanılabilir bir maaş, performans sisteminin kesinlikle kaldırılması, şiddetsiz bir çalışma ortamı.
 
Ancak asistan hekimler bu talepleri yalnız kendileri için değil tüm sağlık çalışanları için istediklerinin de altını çiziyor Asistan Hekim Çıkrıkçık, ‘Biz sadece kendi koşullarımızın iyileştirilmesini istemiyoruz. Hemşirelerin, burada çalışan taşeron işçilerin de çalışma koşullarının değiştirilmesini istiyoruz. Herkes için güvenceli iş istiyoruz” Asistan hekim Yasemin Demir de, tüm sağlık çalışanlarına mutlaka insanca yaşanabilir düzeyde maaş verilmesini istediklerini söylüyor.
 
22 Kasımda yapılan grev, belkide Türkiye şartlarında çok da görülemeyecek oranda hasta desteği almıştı. Çıkrıkçık, 21 Aralık grevine de halkın kötü bakmadığını söylüyor. “Benim çevremde ‘Niye grev yapıyorsunuz. Oturun oturduğunuz yerde’ diyen bir insan çıkmadı. Ne zaman bir hasta yakınına bir bildiri uzatsak,  aldı ve destek sözcükleri söyledi.
 
Sağlık alanında verilen bir mücadelenin halkla bütünleşmesi gerektiğini bu yüzden sıkıntıları halka daha çok anlatmak gerektiğini söylüyor asistan hekimler. Ancak halk ile aralarında ciddi bir duvarın da örülü olduğunu belirtiyor asistan hekim Demirci, “İnsanlar bilmiyorlar, benim gece nerde ne kadar nöbet tuttuğumu, nasıl yaşadığımı bilmiyorlar ya da ne kadar maaş aldığımı bilmiyorlar. Yani ben de bunu anlatamıyorum. Ancak,  hastalar gerçekten hem mevcut durumun hem de bundan sonra başlarına neler gelebileceğinin farkında olsalar zaten ciddi bir tepki oluşacak”.
 
Sağlıkta yaşanan sorunların çözümü için tek günlük grevin yeterli olmayacağı konusunda birçok sağlık emekçisi hem fikir. Asistan hekimler de aynı görüşte, çünkü hükümetin yapılacak süresiz bir grevle geri adım atabileceğini düşünüyorlar.
 
“Kişisel kanaatim bunun bir gün değil, daha uzun sürmesi. Ya da diğer örgütlerle beraber yapılan grevler, Yunanistan örneğinde olduğu gibi öğrenci muhalafeti ile başlar otobüs şoföründen sokaktaki çöpçüye kadar genel bir destekle bu yürür” diyor Çıkrıkçık.

 
MİNAREYİ KILIFINA UYDURAN MADDELER
 
Asistan hekimlerin günde kaç saat çalışacağı, ne kadar eğitim alacağı, nöbet süreleri, eğitim öncelikleri konusunda yasalarda net bir belirtme yok. Ancak ilgili maddelerde asistan hekimlerin bu kadar yoğun çalışmasına izin veren ciddi bir boşluk var. “Yasada maalesef şöyle iki madde var; asistan çalışma saatlerinin de bir sınırlılığı var ancak eğer hastanede yeterli personel yoksa, başhekimlik ve idari amirleri tarafından uygun görülen koşullarda ek mesai yapılabilir. Yani ucu çok açık. Çünkü, bizim tuttuğumuz nöbetlerde, bu şekilde çalıştırılma biçimimizde bu yasa içine sokulmuş gözüküyor” diyor Demirci, yasa maddelerinin hastane yönetimi tarafından bir kılıf olarak zaten hazırlanmış olduğunu söylüyor. Demirci, hekim yetersizliğinin mevcut hekiminin daha çok çalıştırarak değil, yeterli sayıda hekim çalıştırarak giderilmesi gerektiğini de vurguluyor. Kendileri için en önemli maddenin nöbet ertesi izin olduğunu söylüyor Demirci, ‘Çünkü nöbetlerden kaynaklı asistan hekimler eylemlilik ortaya koyamıyor’ Demirci, bundan kaynaklı asistan hekimlerin ilk yaptıkları eylemde, “Nöbet ertesi izin istiyoruz” sözlerinin yazılı olduğu büyük bir pankartın arkasında yürüdüklerini ifade ediyor.

 
BU ÜCRETLE NASIL YAŞANIR
 
Asistan hekimlerin uzun ve yorucu çalışma saatlerine göre aldıkları maaşlar da çok düşük. Hükümet asistan hekimlerin, 5 bin TL maaş aldığını iddia ediyor ama, “Aylık maaşımız bin 500 TL, buna 500 TL nöbet ücretini de eklersek 2 bin TL yapar. Ancak İstanbul şartlarında, bin TL kira veren bir hekim için geriye kalan bin TL ile ay boyunca ihtiyaçlarını karşılayıp, bir de uzmanlık için bir şeyler yapması pek mümkün değil’ diyor asistan hekim Yasemin Demirci, bu kadar yorucu ve yıpratıcı koşullarda çalışan asistan hekimlerin bu parayı hak etmediğini söylüyor, ‘Bugün bir polis bile 2 bin küsür maaş, artı yıpranma payı alıyor. Elbette her mesleğin yıpratıcılığı var ancak, biz kafa patlatıyoruz, uykusuz geceler geçiriyoruz. Kaldı ki dokunduğumuz şey insan hayatı, yaptığımız herhangi bir hatanın telafisi olmaz”. Kendilerinin zorlu bir tıp eğitiminden geçerken, ailelerinin de pahalı bir eğitimi sürecini  göğüslediğini belirtiyor Demirci, ‘Ondan sonra siz mezun olup da ben de ailem için bir şey yapayım diyorsanız, mümkün değil yapamazsınız’. Demirci, aldıkları maaşla kendilerini geçindirmenin yanı sıra eğitimlerine de devam etmek zorunda olduklarını söylüyor,  ‘Uzmanlık açısından önemli kongreler var. Bunların biletleri 500 TL. Aldığımız kitaplar çok pahalı. Bu şartlarda aldığımız maaş nereye gidecek’.
 
Asistan hekimlerin kongrelere gitmek için ilaç firmalarına mecbur kaldığını ifade ediyor Asistan Hekim Çıkrıkçık, ‘Duruş olarak ilaç firmalarına muhtaç olamamak istiyorsanız bunu mecburen kendi cebinizden karşılamak zorundasınız. Ancak, üniversite karşılamayınca ne yapıyoruz mecburen utana sıkıla ilaç firmalarına bel bağlıyoruz’.