İşçi Sendikaları İstatistiklerinin Değerlendirmesi – Ertuğrul Bilir

Değerlendirmeye başlarken birkaç sınırlılığı belirtmekte yarar var:

  • Sendikaların üye sayıları işçi hareketinin ve sendikaların durumunu birebir yansıtmaz. Ancak, hiçbir anlamı olmadığı da söylenemez. Sınıf hareketindeki diğer gelişmelerle birlikte değerlendirildiğinde anlamlandırılabilecek verilerdir.
  • Bakanlığın yayınladığı istatistiklere tam olarak güvenilemez. İstatistiklerde iktidara yakın sendikaları kollayan ve abartan, diğer sendikaların üyelerini ise tırpanlayan bir yaklaşımın olduğuna dair şüpheler bulunmaktadır. Ancak, bu oynamalar da görüntüyü topyekün değiştirecek boyutta değildir.
  • Burada tartışılacak sayılar işçi sınıfının bir bölümüyle ilgilidir. İşçi sınıfının diğer bir bölümünü oluşturan kamu çalışanlarının sendikalaşma durumu bu değerlendirmede yer almamaktadır.
GENEL DURUM

İşçi sendikalarının bakanlıkça kabul edilen resmi üye sayılarını yansıtan 2016 Temmuz istatistiklerine göre Türkiye’de istatistiğin kapsadığı tarihte toplam 13 milyon işçi bulunmaktadır ve bu işçilerin %11,5’lik bölümünü oluşturan 1,5 milyon kişi sendika üyesidir.

6356 Sayılı Sendikalar Kanunu 07.11.2012 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girdikten sonra ilk istatistikler 2013 Ocak ayı istatistikleri olarak yayınlanmıştır. Bu tarihten bugüne 3,5 yıl geçmiş ve toplam 8 kez istatistikler yayınlanmıştır.
 
 

2013 Ocak ayından itibaren işçi sayısı 2.150 bin kadar, sendikalı işçi sayısı ise yaklaşık 500 bin kadar ve sendikalaşma oranı da %2,3 artmıştır. Ancak, 2016 Ocak / Temmuz döneminde sendikalı işçi sayısı 15 bin, sendikalaşma oranı da %0,5 kadar azalmıştır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, geçen 3,5 yıllık dönemdeki artışın ana kaynağı iktidar yanlısı sendikaların iktidar desteğiyle sendika ve üyelik sayılarını artırmasıdır. Bu açıdan, yaşanmış olan kısmi artış, sınıf hareketine ilişkin bir iyimserliğe neden olamamaktadır. Toplam üyeliklerde yaşanan 500 bin kişilik artışın 280 bin kadarı Hak-İş’in iktidar destekli üye artışlarından kaynaklanmaktadır. Hak-İş 2013 Ocak– 2016 Temmuz döneminde üye sayısını 166 bin’den 447 bin’e çıkarmış ve bu üye artışıyla toplam işçiler içindeki üyelik oranını %1,5’tan %3,4’e çıkarmıştır. Aynı dönemde Türk-İş üye sayısı 170 bin kadar artarak 708 bin’den 882 bin’e çıkmıştır. Türk-İş’e üye işçilerin toplam işçiler içindeki oranı %6,5’ten %6,8’e çıkarak çok küçük bir artış göstermiştir. DİSK’in üye sayısı ise aynı dönemde 40 bin kişilik artışla 100 bin’den 140 bin’e çıkmış; üye oranı ise %0,9’dan %1,15’e küçük bir artış göstermiştir.


Fethullahçı Sendikaların Durumu

2013 yılında Fethullahçılar ile hükümetin arası açılınca Fethullahçılar 2013-2014 yıllarında 20 işkolunda sendika kurmuş ve Aksiyon-İş Konfederasyonu’nu oluşturmuştur. Aksiyon-İş Konfederasyonu üyelerinin istatistiklere ilk yansıdığı dönem olan 2014 Temmuz döneminde konfederasyona bağlı sendikaların toplam 11.086 üyesi bulunmaktadır. Bu kuruluş döneminde özellikle “ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar” işkolunda kurulu bulunan Pak Eğitim-İş’in çok kısa süre içinde 8.400 üyeye ulaşarak konfederasyon toplam üye sayısının %71’ini oluşturduğu görülmektedir. Aksiyon-İş’e bağlı sendikaların yer aldığı son veriler ise 2016 Ocak istatistikleridir. Bu dönemde ise Aksiyon-İş’in toplam üye sayısı 29.636’ya çıkmıştır. Bu üyelerin 24.002’i ise yine Pak Eğitim-İş sendikasındadır ve bu sendikanın örgütlenme oranı %0,82 ile toplu sözleşme barajına oldukça yakındır. Aksiyon-İş’in belli bir varlık gösterebildiği diğer işkolu ise 789 üye ve %0,82 oran ile Basın, Yayın ve Gazetecilik işkoludur. Dershanecilik ve özel okul sektöründe oldukça yaygın ve etkili olan Fethullah Gülen cemaatinin buralarda çalışanları sendikaya üye yaptığı anlaşılmaktadır. Çok sayıda gazete ve televizyonu bulunan cemaatin bu sektörde çalışanları da kendi sendikalarına üye yaptığı sonucu verilerden çıkmaktadır. Aksiyon-İş sendikaları gıda, taşıma, turizm, genel hizmetler işkollarında 500 kişinin üstüne çıkmışlardır. Diğer sendikalarının çoğunluğu 100 kişinin altında üyede kalmışlardır.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Aksiyon-İş üyesi sendikaların kapatılması dolayısıyla 30 bin civarında kişinin üyeliği istatistiklerde yer almamış ve bu konuda istatistikte herhangi bir bilgilendirme yapılmamıştır.

İŞKOLLARI DEĞERLENDİRMESİ

İşkollarındaki İşçi Sayıları

2016 Temmuz ayı itibariyle en çok işçinin çalıştığı işkolları “ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar” (3.079.761 kişi – %23,6), “inşaat” (1.730.246 kişi- %13,2) ve “metal” (1.480.048 kişi- %11,3) işkollarıdır. Yaşanan çalışan artışı ile “ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar” işkolu istatistikler kapsamındaki işçilerin hemen hemen bir çeyreğini oluşturur hale gelmiştir. “İnşaat” işkolu oransal olarak kendini korumuş, “metal” işkolunun ağırlığında ise göreli bir azalma olmuştur. (Tablo-3)

En az sayıda işçinin çalıştığı işkolları ise “İletişim” (62.376 kişi) ve “basın, yayın ve gazetecilik” (94.167 kişi), “avcılık, balıkçılık, tarım ve ormancılık” (149.129 kişi) işkollarıdır.

2013 Ocak- 2016 Temmuz döneminde istatistiklerde temel alınan toplam işçi sayısında %19,8 oranında artış olmuştur. Söz konusu dönemde 4 işkolunda çalışan işçi sayısında azalma olmuştur[1]. İstatistiklere göre çalışan sayısının azaldığı işkolları “basın, yayın ve gazetecilik” -%9,6,  “iletişim” -%8,8, “petrol, kimya, lastik” -%3,6 ve “dokuma, hazır giyim ve deri” -%1,1 şeklinde olmuştur. Ortalama artışa göre önemli oranda düşük artış gösteren işkolları ise “madencilik ve taş ocakları” (%2,3), “enerji” (%2,8) “çimento, toprak ve cam” (%5,6), “taşımacılık” (%8,0), “metal” (%8,2), “gıda sanayii” (%8,4) işkollarıdır. İşçi sayısındaki artışın en hızlı olduğu işkolları ise “genel işler” (%46,8), “ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar” (%43,1), “savunma ve güvenlik” (%41,2), “konaklama ve eğlence işleri” (%36,6) işkollarıdır. Türkiye ekonomisinin ve rant olanaklarının büyümesinin sürdürülmesinde önemli yer tutan “inşaat” işkolundaki işçi sayısı bu 3,5 yıllık dönemde ortalamaya benzer hızda (%20,3) artmıştır.


Sendikalı İşçi Sayısındaki Değişimler

Yeni seri istatistiklerin yayınlandığı dönemde (2013 Ocak – 2016 Temmuz) sendikalı işçi sayısında %50’ye yakın bir artış olmuştur. Aynı dönemde sigortalı işçi sayısındaki artış ve sendikalı işçi sayısının azlığı nedeniyle, bu artışın tüm işçiler içindeki sendikalaşma oranına etkisi ise %2,3 gibi düşük bir oranda olmuştur.

Bu dönemde sendikalı işçi sayısının en fazla arttığı işkolları “genel işler”, “savunma ve güvenlik”, “ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar” işkolları olmuştur. “Sağlık ve sosyal hizmetler” işkolu  (%288,4) ile “savunma ve güvenlik” işkolunda (%274) sendikalı işçi sayısının yaklaşık olarak 3 kat artması dikkat çekicidir. Sağlık ve sosyal hizmetler işkolundaki artış Hak-İş’e üye olan Öz Sağlık-İş’in 2014 yılında kurulup 2016 Temmuz ayında 13 bin’ün üstünde üye sayısına ulaşması, Türk-İş Sağlık-İş’in de üye sayısını bu dönemde 9 bin kadar artırmasıyla sağlanmıştır. “Savunma ve güvenlik” işkolundaki değişim ise özel güvenlik şirketlerindeki sendika üyeliklerinden kaynaklanmaktadır. Toplu sözleşmeler incelendiğinde çok büyük bölümünün belediyeler, üniversiteler ve diğer kamu kurumlarıyla, ve genellikle Yüksek Hakem Kurulu kararıyla, imzalanan sözleşmeler olduğu görülmektedir.

Sendikalı işçi sayısı 2 işkolunda sayısal olarak da, oransal olarak da düşmüştür. Bunlar “iletişim” (-1.164 kişi) ve “madencilik ve taş ocakları” (-1.081 kişi) işkollarıdır.

“Genel İşler” işkolu, çok eskiden beri, iktidardaki partiyle sendikalar arasındaki ilişkilerin etkisinin çıplak gözle de görülebildiği bir işkoludur. Bu işkolunda 3 Konfederasyon’un da sendikası faaliyettedir. Refah Partisi/AKP çizgisinin Türkiye’deki belediyelerin büyük çoğunluğunda 20 yılı aşan iktidarı döneminde Hak-İş üye sayısını önemli oranda artırarak işkolunda açık ara en büyük sendika haline gelmiştir. DİSK üyesi sendikalardan sayısal olarak en fazla büyüyen Genel-İş’in bu başarısının ardında da önemli oranda CHP/HDP/DBP’li belediyelerde kazanılan yeni üyelikler bulunmaktadır. 90’lı yıllarda bu işkolunun en büyük sendikası ve Türk-İş içindeki sol/mücadeleci sendikalardan birisi olan Belediye-İş ise bu kutuplaşmada giderek küçülmüş ve üye sayısı açısından 3. sıraya düşmüştür.

Sendika Sayısındaki Değişim

Bu çalışma kapsamında yer alan dönemde çok sayıda yeni sendika kurulmuştur. 2013 Ocak istatistiklerinde 92 sendika yer alırken, 2016 Temmuz istatistiklerinde 151 sendika yer almıştır. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından, istatistik yayınlanmadan 10 gün önce, OHAL Kararnamesi ile kapatılan Aksiyon-İş’e bağlı 20 sendika da göz önüne alındığında sendika sayısının bu dönemde başlangıç noktasının (2013 Ocak) 2 katına yaklaştığı görülmektedir. 2013 Ocak dönemi sonrasında (Aksiyon-İş sendikaları hariç) “dokuma, hazır giyim ve deri” işkolunda 8, “genel işler” işkolunda 6, “gıda sanayii” işkolunda 5, “metal” işkolunda 4, “inşaat” işkolunda 4, “ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar” işkolunda 4 sendika kurulmuştur.

Kurulan sendikaların bazıları, yasal değişikliklerle yakın zamanda sendikalaşma hakkı kazanmış olan “özel güvenlik” işleri gibi alanlarda kurulmuştur. 2013 istatistiklerinde “savunma ve güvenlik” işkolu içinde özel güvenlik alanında çalışanları hedefleyen 3 sendika yer alırken, 2016 Temmuz ayında bu sayı 6’ya çıkmıştır. Bu sendikaların en eskileri 2011 yılında, yasa değişikliği hazırlığı sürecinde kurulmuştur.

Bazı sendikalar da “meslek” veya “sektör” düzeyinde sendikalardır. Son yıllarda kurulan “Oyuncular Sendikası”, “Sinema-TV Sendikası”, “Avukatlar Sendikası”, “Mali Müşavir Sen”, “Moto-Kur-Sen”, “Şoför-İş”, “Spor Emek-Sen” “Futbol-Sen”, “İmece Ev İşçileri Sendikası” gibi sendikalar bu eğilimin yansımasıdır. Bu şekilde kurulan sendikaların bir bölümü tabela sendikası durumundadır. Ancak, sayısal olarak az üyeye sahip olmakla birlikte bulunduğu işkolunda faaliyetleriyle dikkat çeken sendikalar da bulunmaktadır. Örneğin İmece Ev İşçileri Sendikası ev işçilerinin kapsam dışı bırakıldıkları kanunların kapsamına alınması, sosyal güvencelerinin ve iş güvenliklerinin sağlanması için yaptığı çalışmalarla üye sayısıyla sınırlı olarak değerlendirilemeyecek bir çalışmadır. Yine yıllardır çalışmalarını sürdüren Sine-Sen’in yanında Oyuncular Sendikası sinema-dizi sektörlerinde çalışanların sorunlarına dikkat çeken, işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından adımlar atılmasını sağlayan sendikalardan olmuştur.

Bu dönemde Aksiyon-İş dışında Tüm-İş adında bir Konfederasyon daha kurulmuştur. 2013’te Kayseri’de kurulan ve isimleri Tüm ile başlayan 5 sendika Tüm-İş adı altında Kayseri merkezli bir Konfederasyon oluşturmuş ve bu Konfederasyon ilk genel kurulunu 2015 Mayıs’ında gerçekleştirmiştir. 2016 Temmuz istatistiklerinde son dönemde kurulmuş ve adı “Tüm” ile başlayan 10 işkolu sendikası yer almaktadır. Ancak, bu sendikaların toplam üye sayıları 500’ü bulmamaktadır.

Yeni kurulan sendikaların bir bölümü sosyalist hareketlerin öncülük ettiği sendikalardır. Özellikle tekstil ve metal işkollarında sol sendikalar kurulmuştur.

Kısaca “tekstil” olarak andığımız “dokuma, hazır giyim ve deri” işkolunda Giyim-Sen, Dev Tekstil, Bağımsız-Sen sendikaları son yıllarda kurulmuştur. Bu işkolunda kurulu bulunan DİSK’e bağlı Tekstil sendikası barajın üzerinde olan, köklü bir sendika olmasına karşın, izlediği sınıf uzlaşmacı çizgi nedeniyle bu alanda faaliyette olan sol hareketlerle sık sık sorunlar yaşamıştır. Değişik bağımsız sendikaların kurulması DİSK/Tekstil’in oluşturduğu hayal kırıklığı ve tepkinin de bir yansımasıdır. Bu işkolunda diğer önemli sol odak ise Türk-İş’e bağlı Deriteks Sendikası’dır. Eskiden deri işkolunda faaliyet sürdüren ve adı Deri-İş olan, yıllarca önemli direnişleri gerçekleştiren sendika, 6356 sayılı Kanun’dan sonra ismini dokuma ve tekstili de içerecek şekilde Deriteks olarak değiştirerek çalışma yürütmektedir. Deriteks, %1 barajının altında olmakla birlikte, deri alanında faaliyet gösteren 25 kadar işyeriyle toplu iş sözleşmeleri gerçekleştirmektedir. Tekstil işyerlerinde henüz yaygın bir faaliyeti görülmemektedir. Bağımsız sınıf mücadeleci bir sendika olan Batis ise 1997 yılından beri faaliyettedir ve 2016 Temmuz istatistiklerine göre 1.902 üyesi bulunmaktadır. 2015 yılında kurulmuş olan Bağımsız-Sen 2016 Temmuz istatistiklerinde 873 üyeye ulaşmış görünmektedir. Bu sayı, işkolunda barajı geçmek için gerekli üye sayısının ancak 10’da biri olmakla birlikte, dikkat çekici ve gelişme potansiyelini yansıtan bir üye sayısına ulaşılmıştır. Bu işkolunda kurulu diğer bağımsız sendikaların ise üye sayıları ise 100 kişinin altındadır.

Barajı Aşan Sendikalar

İstatistikte yer alan 151 sendikanın 55’i %1 barajını geçmiştir. Barajı geçen sendikaların 31’i Türk-İş, 5’i DİSK, 18’i Hak-İş üyesi, 1’i bağımsızdır.

2013 Ocak istatistiklerinde ise 91 sendikanın 44 tanesi %1 barajı üzerinde yer almıştır. Son 3,5 yılda barajı aşan sendika sayısı 11 artmıştır. 2013 Ocak- 2016 Temmuz arasında baraj aşan sendikalardan 9’u Hak-İş, 1’i DİSK, 1’i Türk-İş üyesidir.

“İşkolu barajının %10’dan %1’e düşmesi ve sendika üyeliklerinde noter şartının kaldırılması yeni sendikaların kuruluşunu cesaretlendiren bir etki yapmıştır. Ancak, yakın dönemde kurulan sendikalardan, Hak-İş üyesi olan sendikaların dışında, ancak Türk-İş’e bağlı olan Güvenlik-İş ve DİSK’e bağlı Güvenlik-Sen sendikası barajı geçmiştir.”
Yakın dönemde (2010 sonrası) kurulan sendikalardan barajı geçen sendikaların çoğunluğu Hak-İş üyesi olan sendikalardır. Hak-İş üyesi sendikalardan “Öz Maden-İş” (2011), Öz İletişim-İş (2014), Medya-İş (2012), Öz Finans-İş (2013), Öz Büro-İş (2011), Öz Toprak-İş (2014), Öz İnşaat-İş (2015), Enerji-İş (2013), Öz Taşıma-İş (2013), Öz Sağlık-İş (2014), Öz-İş (2011), Öz Güven-Sen (2015) yeni yasa hazırlıkları sürerken veya yasa sonrasında kurulan sendikalardır. Hak-İş’e bağlı olarak 2010 sonrasında kurulan 12 sendikadan 10 tanesi (bunlardan 1’i 2013 Ocak istatistiğinde olmak üzere) kısa süre içinde %1 işkolu barajını geçerek TİS yetkisi almıştır.

Ancak barajın altında olduğu halde etkili şekilde faaliyetlerine ve mücadelesine devam eden sendikalar da bulunmaktadır. Bunlar arasında özellikle DİSK üyesi Dev Sağlık-İş, Nakliyat-İş, Enerji-Sen, Sosyal-İş, Limter-İş, Basın-İş, Sine-Sen ile Türk-İş üyesi Deriteks, Bağımsız Batis ve İnşaat-İş örnek verilebilir.

Metal İşkolu

Metal işkolu bir yandan işçi sınıfının motor gücü olmuş bir işkoludur, öte yandan 2015 yılında önemli bir eylemler zinciri yaşamıştır. Metal işkolunu, bu değerlendirmede özel bir başlıkla ele almak yararlı olacaktır.

Metal işkolunda kapsamdaki dönemde işçi sayısı %8,2 artarken, sendika üyesi sayısı ise 50.045 kişi (%22,9 oranında) artış göstermiştir. Böylece tüm metal işçileri içindeki sendikalaşma oranı %15,1’den %17,3’e yükselmiştir. Dönem başı ve sonu olarak ele alındığında yaşanan sayısal artışın 37 bin’i Türk Metal’de, 8 bin’i Çelik-İş’te ve 4 bin’i de Birleşik Metal’de sağlanmıştır.

2015 bahar aylarında Bursa’daki metal işçilerinin başlattığı ve çok sayıda işyerine yayılan istifa dalgası ve eylemler Türk Metal sendikasında kısmi bir zayıflamaya neden olmuştu. Ancak, işçilerin yönelebileceği güçlü bir adres çıkmaması ve 7 Haziran seçimleri sonrasında değişen siyasal ortamın sağladığı olanaklarla işverenler ve Türk Metal kendilerini toparlama fırsatı bulmuş görünmektedirler. 2015 Ocak istatistiklerinde 177 bin üyesi olan sendikanın üye sayısı 2015 Temmuz verilerinde 11 bin kişi azalarak 166 bin kişiye düşmüştür. Sonrasında 2016 Ocak ayına kadar 15 bin üye kazanarak 181 bin üyeye çıktığı, 2016 Temmuz ayında da 7 bin üye artışıyla 188 bin’e çıktığı görülmektedir.

Sarı gangster Türk Metal’e karşı işçilerin en önemli adresi olması beklenen Birleşik Metal-İş ise 2015 Ocak ayında 26 bin olan üye sayısını Temmuz ayında 31 bin’e çıkarmıştır. 2016 Temmuz ayında ise üye sayısı 30 bin olarak görülmektedir.

Türk Metal’den istifa dalgasından yararlanarak üye sayısını artırabilecek olan Çelik-İş üye sayısını 29 bin’den 2015 Temmuz’una kadar 32 bin’e, 2016 Temmuz’unda ise 36 bin’e doğru çıkarmış ve 1,5 yıllık dönemde yaklaşık 8 bin üye kazanmıştır.

Daha solda yer alan 2 bağımsız sendikanın da bu dönemde etkinlik gösteremediği görülmektedir. BAMİS’in üye sayısı 250 – 300 aralığında kalmaya devam etmiştir. Metal eylemlerinde belli bir öncülük konumu kazanan Metal İşçileri Birliği öncülüğünde kurulan TOMİS de ancak 250 civarında üyeye ulaşabilmiştir. Uzun çalışmalarla hazırlanılan, hareket sırasında ortaya çıkan öncülük konumunun sağladığı meşruluk bu çapta bir işçi eylemine denk düşmeyen zayıf bir sendikal örgütlenmeye dönüşmüştür.

DEĞERLENDİRME

İşçi sınıfının sendikal örgütlenmesinde bir gelişme görülmemektedir. Son 4 yılda sendika üyeliklerinde yaşanan artışın önemli kısmı AKP’nin işçi sınıfı içindeki bağlantılarını güçlendirmek, yönlendirmelerini geliştirmek için verdiği destekle Hak-İş’e üye sendikalarda sağlanmıştır. Hak-İş’in etkinliği 2010 yılında DİSK’ten Oleyis’in, 2013 yılında Türk-İş’ten Liman-İş’in ayrılarak Hak-İş’e katılmasıyla da artmıştır.

AKP’nin sendikal hareketteki adımları, iktidar olanaklarının kullanılarak iktidara yakın sendikal örgütlerin (bu örnekte Hak-İş) etkinliğinin artırılmasından ibaret değildir. Her dönem iktidarlarla yakın durarak varlığını sürdürme anlayışına sahip olan Türk-İş de önemli ölçüde iktidarın koltuk değneği durumundadır. Dahası bu alanda Türk-İş içindeki sol ve mücadeleci gelenekten gelen sendikaların ele geçirilmesinde de iktidar açısından önemli başarılar kazanılmıştır. Hava-İş ve Petrol-İş sendikalarında yönetimler değişmiştir. Böylece bu önemli işkollarında ortaya çıkabilecek direniş eğilimleri için de önlem alınmış, Türk-İş içindeki sol kesimlerin bir odak oluşturabilme olanakları önemli ölçüde azalmıştır.

Türkiye sol hareketinin değişik kesimlerinin işçi sınıfı içindeki çalışmalarında gözle görünür bir gelişme sağlanamamıştır. Kurulan bağımsız sendikalar çekim merkezi olamamıştır. Konfederasyonlara bağlı değişik sendikalarda yönetimlerde yer alan değişik geleneklerden gelen sosyalistler sayısal olarak anlamlı ilerlemeler kaydedememektedirler. Bunun nedenleri ve çözüm önerileri tekrar tekrar tartışılmalıdır.

[1] İşkolları yönetmeliği kapsamında yapılan değişiklikler, taşeron şirketlerin hangi işkolunda sayılacağına ilişkin bakanlık tavır değişiklikleri, mahkeme kararıyla yapılan işkolu tespitleri vb. gibi nedenlerle bu istatistiklerdeki işkolu değişiklikleri ile işyerlerinin ekonomik faaliyet sahalarındaki değişim arasında fark olabilir.