(2) İleri demokrasi, kâr hırsı ve kopan parmaklar

Saadet Gıda’da çalışan genç bir işçi ile yaşadığı iş kazası ile ilgili görüştük. İşaret parmağının ilk eklem yeri çalıştığı makinenin dişlileri arasında kalmış. 19 yaşında bir kadın işçi bedeninden bir parçayı bırakmış makinenin dişlileri arasına. 12 saat çalıştırılıyor işçiler gece ve gündüz vardiyalarında aralıksız. Gece vardiyasında yaşanmış iş kazası, sabaha karşı 06.00’da daha çocuk sayılacak yaştaki bu işçinin bedenini en yorgun olduğu saatte makinenin temizliğini yapmaya zorlandığı anda.
 
Diğer işçiler gibi makine teknikeri değil, işi sadece üretim yapmak makine bakımı yapmak değil. Makinenin temizliğini yapmaya zorlanması bir yana, bu işlemi yaparken makinenin kapatılmasına izin verilmemiş. Makinenin çalıştığı esnada bedenin en yorgun olduğu saatte zoraki yaptırılmaya çalıştırılan bu işin bedelini işçi kardeşimiz parmağını kaybederek ödedi.
 
‘İleri demokrasi’ ile yönetiliyoruz ya! Nedir bu ileri demokrasi diye düşünürken bizler ne olduğunu bir çok olayda olduğu gibi çalışma hayatımızda da  en acımasız şekilde görür anlar olduk. Vahşi kapitalist kurallarını bile aratan çalışma hayatıymış ileri demokrasi.
 
Şimdi yaşanan bu gerçek hikayeyi biraz daha anlatmaya devam edelim. Yaşanan iş kazasından sonra rapor alan işçi kardeşimizin kullandığı makineye aynı bölümde çalışan bir başka kadın işçi geçirilmiş ve o da bir hafta sonra aynı makinede aynı nedenle parmağını kaybetmiş. İsimlerini veremiyoruz bu işçilerin çünkü ileri demokrasi gereği isimlerini verirsek işlerinden olacaklar.
 
Saadet Gıda çiklet ve çikolata üretimi yapıyor. Hani şu içinde çocuklar için oyuncaklar çıkan çikolatalardan. Çocuklara çikolata içinde armağan veren fabrikada çocuk işçiler uzuvlarını kaybediyor. Buradan dile getiriyoruz, belki vicdanı vardır ileri demokratların ve muhalif olanların başına balyoz gibi inen hukukları devreye girer diye.
 
SAADET NASIL BÜYÜR?
 
Gelin bir de Saadet Gıda’nın hikayesine bir göz atalım. 1996 yılında İstanbul/Şirinevler’de 1000 metre kare alanda üretime başlayan fabrika, 2000 yılında Esenyurt’taki 20 bin metre kare  kapalı alan üzerinde 400 işçi ile üretim yapan dev bir firma haline gelmiş. Bu kadar kısa sürede  büyümesinin sırrı yukarıda anlattığımız olaydan ortaya çıkmaktadır. Kuralsız çalışma ve sınırsız sömürü. ‘İleri teknoloji ile üretim yapmaktayız’ diyor fabrika resmi sitesinde. İleri teknolojilerinde iş güvenliği ile ilgili hiçbir tedbir yok anlaşılan. İşçiler için alınacak iş tedbirlerinin fuzuli masraf olduğu düşünülüyor galiba.
 
Yaşanan iş kazasından sonra hastane raporlarının istirahat emrettiği sürenin bitiminin ardından bu işçiler yine aynı işi yapmaktalar. Aynı koşullarda, ama daha ürkek ve korkak üretim yapmaktalar. Çünkü yok başka çareleri çalışmaktan başka aksi halde açlıkla yüz yüze kalacaklar. Hoş aldıkları maaşla yaşadıkları, tokluk sayılır mı tartışılır. Şimdi bu haberi okuyan birçok kişi hukuki yollara bu işçilerin neden başvurmadığını düşünüyordur herhalde. Neden mi? İleri demokrasiden. İş kazası geçiren işçi kardeşimizle ilk Kıraç’ta kurulu işçi dayanışma merkezinde karşılaştık kopan parmağının hesabını sormak istediğini söylüyordu. Konu ile ilgili dayanışma merkezi tazminat davası açılması önerisinde bulundu. Dayanışma merkezinin avukatı aracılığı ile dava açılacaktı. Gelin görün ki ileri demokrasi bir hamle daha yapmış ve artık açılacak iş davalarında dava masraflarının peşinen alınması demokrasi gereği karar altına alınmıştı.
 
1 Ekimde yürürlüğe giren yasa gereği dava açmak isteyen bir işçinin önceden dava masraflarını peşinen ödemesi gerekiyor. Önceden dosya masrafı denilen bir miktar ödemeden sonra davanızı aça biliyor ve dava sonucunda ortaya çıkan masrafları mahkeme, kaybeden taraftan tahsil ediyordu. Şimdi ise bir dava açmak istiyorsanız önceden yüklü bir miktar ödemek zorundasınız. Yani en basit bir iş davasında bile en az 500 TL gibi bir rakamı peşin ödemek zorundasınız. Asgari ücret tutarında bir parayı, bir işçinin bir aylık gelirini mahkemeye verebilmesi yüzde 40’lık bir azalma olmuş durumda. “İş mahkemelerinin yükünü azaltalım” diyorlardı ya buldukları çözüm buymuş meğer.
 
İşte bu sebepten dolayı açılacak tazminat davası için yaklaşık 1000 TL’ye ihtiyaç var. Kopan parmağın hesabını sormak için bu kardeşimizin önce 1000 TL ödeme yapması gerekiyor. Yoksul ailesi ile birlikte aranan bu miktar bir türlü bir araya getirilemedi. Bu sebepten dolayı açılamadı davası. Şimdi Dayanışma Merkezi sorunun çözümü için bir arayış içerisinde yine diğer işçilerle birlikte bir dayanışma içerisinde dava açılacak. Bu arada buradan sendikalara da konuyu aktarmış olalım bu hukuk mücadelesine destek olmak isteyen sendikacı dostlarımıza da duyurmuş olalım.
 
Bu son uygulama insana pes dedirtecek türden, garibanın elinden hukuki haklarını almak için bin bir yol izlenmiş bin bir engel çıkarılmıştı ama bu kadarı herhalde kör şeytanın bile aklına gelmezdi.