(16) Tersane işçileri: Tuzla'da ölümler kayıtdışı

Tuzla Tersaneleri'nde 2008 ekonomik krizi sonrası 50 bin işçiden 40 bini işten çıkarıldı. 2010 yılına kadar resmi rakamlara göre, Tuzla'da 134 işçi hayatını kaybetti, ancak işçiler, gerçek ölüm oranlarının daha fazla olduğunu söylüyor.

İstanbul Tuzla Tersaneler Bölgesi'nde sık sık meydana gelen kazalar özelikle 2007 yılından itibaren ulusal medya tarafından da gündeme getirilmeye başlandı. Tuzla'da 2008 krizinin ardından 50 olan işçi sayısı 10 bine düştü. Tersanelerde bulunan işverenlerin çoğunluğunu Karadenizliler oluştururken, işçilerin çoğunluğunu ise bölge illerinden göç etmek zorunda bırakılan Kürt işçiler oluşturuyor. Temmuz 2008 yılına kadar Tuzla Tersaneleri'nde resmi rakamlara göre 101 işçi iş kazalarında hayatını kaybetti. Temmuz 2008'den sonra özelikle kamuoyuna yansıyan ölümlü iş kazaları sonucu hayatını kaybeden işçi sayısı ise 2010 yıllı itibariyle 134'e çıktı. Yine 2011 yıllında da iş kazalarında çok sayıda işçi yaşamını yitirdi. Ancak Tuzla'da çalışan işçiler resmiyet kazanmayan işçi ölümlerinin daha yüksek olduğunu belirtiyor.
 
'TUZLA'DA CİDDİ KURALSIZLIK MEVCUT'
 
Tuzla'da boru donatım fabrikasında çalışan Aydın Kızıltaş, 2001 yılından beri Tuzla Tersaneleri'nde boru donatım işinde çalıştığını belirterek, 2001 yılında önce buraya giren işçilerin kimliklerini bırakıp işe girdiklerini hiçbir sigortalarının olmadığını söyledi. Gemide gece çalışırken denize düşüp de 6 ay boyunca kimsenin haberdar olmadığı işçilerin bulunduğunu belirten Kızıltaş, bu tür vakaların çok fazla olduğunu ve Tuzla'da çok ciddi bir kuralsızlığın mevcut olduğunu kaydetti. Tuzla'da çok sayıda ölümlü iş kazasının meydana geldiğini söyleyen Kızıltaş, ancak bu ölümlü iş kazalarının çoğunun işçilerin sigortalı ve kayıtlı olmamalarından kaynaklı kamuoyuna yansımadığına dikkat çekti. Özgür Gündem ve Evrensel gazetelerinin kendileri ile ilgili haberlere çok sık yer verdiği için işçilerin bilinçlendiğini ve böylece kendilerine özgüvenlerinin geldiğini ifade eden Kızıltaş, böylece örgütlü yapılarını daha da güçlendirdiklerini dile getirdi. Diğer gazetelerin de özelikle 2008'den sonra kendileri ile ilgili haberlere yer verdiğini, ancak daha çok ajitasyon aracı olarak kendilerini kullandıklarını ifade etti.
 
'TUZLA'DA ÖRGÜTLÜ İŞÇİ ÇALIŞTIRILMIYOR'
 
2008 ekonomik krizinden sonra Tuzla'daki birçok işyerinin Yalova veya Karadeniz'e taşındığını aktaran Kızıltaş, bu yer değiştirmelerin örgütlü yapılarını olumsuz etkilediğini belirterek, "Eğer 2008'deki bu yer değiştirmeler olmasaydı biz çok iyi örgütlenirdik, ancak ne zaman ki işçiler örgütlenmeye çalışıyorlar işverenler hemen o işçileri başka yerlere göndererek, burada örgütlü bir birlikteliğin oluşmasına izin vermiyor" dedi. Tuzla Tersaneleri'nde örgütlü ve sendika üyesi olan işçilerin kesinlikle çalıştırılmadığını belirten Kızıltaş, bütün işverenlerin bu konuda adeta ağızbirliği etmişçesine örgütlü işçileri işe almadığının altını çizdi. Birçok işçinin Marmara'nın açıklarına gönderildiğini belirten Kızıltaş özelikle Kartal sahili'nin bir çok işçiye mezar olduğunu ve bu işçilerin çoğunun halla tespit bile edilemediğini iddia etti.
 
'TUZLA'DAKİ FABRİKALARIN ÇOĞUNUN SAHİBİ AKP MİLLETVEKİLLERİ'
 
AKP İstanbul Milletvekilli Kemal Yardımcı ve 23.dönem MHP İstanbul Milletvekilli Ali Torlak'ın fabrikalarında çalıştığını ifade eden Kızıltaş, Tuzla'daki fabrikaların çoğunun sahiplerinin AKP milletvekilleri olduğu belirterek, "Bu iki milletvekillinin olduğu bir fabrikada kim neyi sorgulayabilir ve kim gelip de bunları denetleyebilir" diye sordu. Tuzla'da çalışan işçilerin çoğunun iş bilgisinin olmadığını ifade eden Kızıltaş, geçen hafta Mardin'den gelen bir marangoz işçisinin Tuzla'ya gelip gemi yapımında çalışmak istediğini ve kendisinin de ona "Sen gemi yapımından anlıyor musun" diye sorduğunu, ancak Mardinli işçinin "Ben tahtadan iyi anlıyorum sonuçta gemi de tahtadan yapılmıyor mu?" dediğini ifade ederek geminin tahtadan yapıldığını zanneden bir işçinin hemen işe alındığını kaydederek, durumun vahametine işaret etti.
 
'PATRONLAR ÖZELLİKLE KÜRT İŞÇİLERİ TERCİH EDİYOR'
 
Tuzla'da çalışan 10 bin işçiden 8 bininin bölgeden 30 yıldır süren savaşın yaratığı olumsuz sonuçlardan kaçıp gelen Kürt işçilerinden oluştuğunu aktaran Kızıltaş, "Güneydoğu'da hakim olan savaş burada bulunan işçileri de çok olumsuz etkiliyor. Barış olmadığı sürece emek mücadelesinden de çok fazla bahsedemiyoruz. Buraya gelen Kürt işçilerinin çoğunun köyleri yakıldığı için tarlaları ve hayvanları elerinden alındığı için buraya gelen ve bu işi bilmeyen ama yaşamak zorunda olduğu ve başka bir alternatifi olmadığı için çalışmak zorunda kalıyorlar. İşverenler de bu durumu bildiği için bu işçileri genellikle düşük ücretle ve güvencesiz işlerde çalıştırıyor" dedi. Kendisinin de Muş'tan devlet tarafından köyü yakıldığı ve mağdur edildiği için batıya göç etiğini dile getiren Kızıltaş, kendisinin de hiçbir alternatifinin olmadığını söyledi.
 
'TUZLA'DA DENETİM ANCAK CİDDİ BİR PATLAMA SONRASI GÖSTERMELİK YAPILIYOR'
 
Tuzla Tersaneleri'nde kaynakçılık yapan Yusuf Ertuğrul ise, tersanelerdeki denetimsizliğe dikkat çekerek, tersanelerde denetimin ancak ciddi bir patlamadan sonra ve kısa bir süreliğine göstermelik olarak yapıldığını, ancak daha sonra yine işçilerin kaderlerine terk edildiğini söyledi. Çalışma Bakanlığı'ndan gelen müfettişlerin de işverenin odasına gidip çay içtiklerini ve işverenin belirlediği işçilerle müfettişin görüştüklerini dile getirdi. Tuzla'nın medyada daha çok ölümlü iş kazaları olduğunda gündeme geldiğini kaydeden Ertuğrul, 2008 ekonomik krizinden önce Tuzla havzasında 50 bin işçinin çalıştığını ancak krizden sonra 40 bin işçinin işten çıkarıldığını belirterek, "Sanki krizi biz çıkarmışız, kriz patronları daha da zengin yaptı. Onlar işçileri çıkarmak için bahane arıyorlardı ve kriz onların işine yaradı" dedi.
 
 
İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nden kısa bir açıklama
 
Yukarıdaki haberi internet sitemizde yayınladıktan sonra Meclis bileşeni İş Müfettişi arkadaşlarımızdan itiraz gelmiştir. Buna göre sitemizde haberlere yer verirken seçici davranmamız gerektiği belirtilmiştir. 
 
Arkadaşlarımızın habere dair itiraz noktaları ise şöyle:
 
1) "2011 yıllında da iş kazalarında çok sayıda işçi yaşamını yitirdi." 
Bir adet iş kazası olduğu söylendi / netleşmedi ... Çok sayıda işçi söz konusu değil ya da "0" işçi...

2) "... denize düşüp de 6 ay boyunca kimsenin haberdar olmadığı işçilerin bulunduğunu belirten ... bu tür vakaların çok fazla olduğunu ..."
Bilinen bir adet denizde kaybolup ertesi gün bulunan işçi var, resmi kayıtlara girmiştir...

3) "... iki milletvekillinin olduğu bir fabrikada kim neyi sorgulayabilir ve kim gelip de bunları denetleyebilir."
Bildiğimiz kadarıyla, her iki tersaneye de idari para cezaları ve kapatmalar verildi ... Ayrıca, söz konusu tersane işverenleri, müfettişlerin yazdığı raporlar neticesinde yüksek tazminatlar da ödediler...
 
4) "... tersanelerde denetimin ancak ciddi bir patlamadan sonra ve kısa bir süreliğine göstermelik olarak yapıldığını, Çalışma Bakanlığı'ndan gelen müfettişlerin de işverenin odasına gidip çay içtiklerini ve işverenin belirlediği işçilerle müfettişin görüştüklerini ..."
Türkiye'de her ay aralıksız denetim yapılan tek sektör / bölge Tuzla ve Yalova tersaneleridir. Müfettişlere işverenin belirlediği işçilerle görüşüyor demek, en kolay ve bilinen husustur. Oysa ki, maden ve tersane teftişleri; hem idari ve hem de mesleki açıdan, müfettişler için de risk içermektedir. Buna rağmen, burada görülen iyileştirmeler, az sayıda müfettişin özel emeğiyle de gerçekleştirilmiştir. Tersaneleri gerçekten yakından bilenler, bu konuda da bilgi sahibidirler! Unutulmamalıdır ki, müfettişler de kamu emekçisidir. Çalıştıkları sırada iş kazalarına ve meslek hastalıklarına maruz kalmaktadırlar (iş müfettişlerinin ölüm nedenleri içinde kanser, son derece ağırlıklı bir oranı oluşturmaktadır).