Asgari ücret askeri ücret mi?

Asgari ücret seyri, yıllar itibariyle “Tavşan koş tazı tut” misali devam ediyor... Bir tarafta kağıt üzerine yansıyan enflasyon rakamları diğer tarafta tezgahta, raflarda, vitrinde yer alan fiyatlar. Hükümetin (TÜİK’in) enflasyon rakamlarına bakılırsa durum başa baş; Ancak tezgahtaki rakamlara bakılırsa, hiç de öyle değil.  
 
2012 yılı için geçerli olacak asgari ücretin belirlenmesi için görüşmeler sürüyor. İşçilerin talep edeceği bir artışın çıkmayacağı biliniyor. Bir anlamda, işçiler arasında telaffuzdan da kaynaklı olarak zaman zaman dillendirilen “askeri ücret” (asgari ücret) sanki telaffuzun özüne uygun bir kez daha belirlenmiş olacak. Hükümet ne derse o... Sendikaların ya da çalışanların yine fazla bir etkisi olmayacak! 1 Aralık 2011’de toplanan Asgari Ücret Tespit Komisyonunda, Türk-İş adına yer alan Şeker-İş Sendikası Başkanı İsa Gök, bu durumu, 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olan yeni “Askeri ücretin geçim politikalarına intibakı, ülkemizin birçok AB ülkesinden durumunun iyi olmasına karşın, mütebbessim bir oranda tutulması bizi son derece üzmektedir” (basın) sözleri ile dile getirmişti.  
 
Bu demektir ki 837 TL’lik “askeri ücret” yüzde 3 artı 3 puan artacak. Muhtemelen bir ya da iki puan en fazla. Bu da en fazla 870 TL’ye çıkacak demektir. Bu rakam brüt. İşçinin eline geçecek olan artıştan hiç kesinti olmadığını düşünsek bile bu 25-27 TL demektir. Ancak son aylarda artış gösteren ve 2 basamaklı rakama dayana enflasyon rakamları göz önüne alındığında 25-27 TL’lik artışın da, sıfırlanıp hatta negatif olma durumu büyük bir ihtimal olarak gözüküyor.
 
RAKAMLARIN ANLATTIKLARI
 
Kağıt üstündeki ile hayatın içindeki rakamların nasıl seyrettiğini anlamak için hükümetin her yıl belirlediği asgari ücret ile Türk-İş’in tezgahtaki fiyatlardan oluşturduğu ve “açlık sınırı” ile ifade edilen zorunlu harcama tutarına bakmak yeterli. AKP’nin işbaşına geldiği 2002 yılında 250 TL olan asgari ücret, 2011 yılı itibariyle 837 TL’dir. Türk-İş’in her ay için gerçekleştirdiği  “açlık ve yoksulluk sınırı” çalışmasına göre; 2002 yılı ortalaması olarak “açlık sınırı” aylık 337 YTL ve “yoksulluk sınırı” aylık 1025 TL.
 
Kasım 2011 ayı sonuçlarına göre ise; dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 926 TL’ye yükseldi.
 
Bu durumda açlık sınırı rakamı, kasım ayındaki brüt asgari ücret tutarını geçiyor. Asgari ücretlinin eline geçen net rakamın 658 TL olduğunu hatırlatalım. Bu durumda hayatın içindeki ücret ile bordrodaki ücret arasında yaklaşık 268 TL fark var. Bu rakam yüzde 3 artı 3 puan artırılsa dahi 2012’deki artış, “açlık sınırı” rakamının altında kalacaktır.
 
EKMEK ZAMLARI ÖNDE
 
AKP’nin 10 yıllık iktidar döneminde, 300 gram ekmeğin fiyatı 250.000 TL’den (25 kuruş) 85 kuruşa yükselmiş. Meydana gelen artış yüzde 240… Yani asgari ücret 2.2 kat artarken, ekmek fiyatları 2.4 kat yükselmiş.
 
Yine 2002 temmuz ayında 1 metre küp  suyun fiyatı 1 milyon lira (bugünkü rakam 1 TL) iken, 2011 Temmuz ayında 3.07’ye çıktı. Sudaki artış yüzde 207.
 
Doğal gaz fiyatları 0.281 kuruştan, 0.714’e yükselmiş.  Doğal gaz fiyatları yüzde 154 artmış.
 
Mazot litre fiyatı temmuz 2002’de 1 milyon Lira (1 TL) iken, 2011 temmuz ayında 3.32 TL oldu. Toplam artış yüzde 232. 2002 temmuz ayında 1 varil petrol 24.2 dolar iken 2011 temmuzunda 115 dolara yükselmiş. Artış yüzde 375.