Adalet Arayan İşçi Aileleri’nin 51. nöbeti

Adalet Arayan İşçi Aileleri'nin her ayın ilk Pazar günü iş cinayetlerine dikkat çekmek için gerçekleştirdiği Vicdan ve Adalet Nöbeti'nin 51.'si gerçekleştirildi.

Bu ayki nöbetin gazetecisi Evrensel'den Esra Arslan olurken, nöbet basın açıklamasının okunmasıyla başladı. Açıklamayı 2008'de Davutpaşa'da bir maytap atölyesinde gerçekleşen patlamada yakınını kaybeden Arzu Cesur okudu. Açıklama 2015 yılında en az 1703 işçinin iş cinayeti sonucu hayatını kaybettiğine dikkat çekilerek başladı. Nisan ayında en az 168 işçinin hayatını kaybettiği belirtilen açıklamada, 2016'nın ilk 4 ayında ise en az 586 işçinin iş cinayetiyle katledildiği hatırlatıldı.

Faillerin soruşturulmasına izin verilmiyor
Açıklamanın devamında ise iş cinayetlerinin faillerinin savcılık soruşturmaları, bilirkişi raporları ve mahkeme tarafından aklanmasına dair örnekler paylaşıldı. Soruşturulmak istenen kamu idarecilerinin amirlerinin soruşturmaya izin vermemesine değinildi. Son olarak 28 Nisan gününün İş Cinayetlerinde Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü ilan edilmesi istendi.

Açıklamanın okunmasının ardından iş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerin yakınları, avukatları ve gazeteciler konuşmalar yaptı.

“Bilirkişiler” failleri koruyor, mahkeme aklıyor
Gazeteci Esra Arslan, iş cinayetlerinin nedeninin kapitalizm olduğunu, hukukun da sermaye sınıfının yanında olduğunu vurguladı.

Davutpaşa'da eşini kaybeden İdris Çabuk, gerçek failleri ortaya koyan bilirkişi raporlarının gözardı edilerek, Davutpaşa patlamasının üzerinden 3 yıl geçmişken kağıt üzerinde yeni raporlar üretildiğine, sonuç olarak hayatını kaybedenlerin sorumlu tutulduğuna dikkat çekti. Bilirkişilerin “vicdanları parayla satın alınabilir hale” geldiğini, kaygılarının “patronu nasıl korurum” olduğunu söyleyen Çabuk, hakimlerin de böylesi raporları dikkate aldığını ifade etti. İş cinayetleri ile ilgili davaların açılmasının yılları bulduğunu belirten Çabuk, “Bu sistemi yıkmadıkça iş cinayetlerini önleyemeyiz” dedi. Yasaya göre patronların iş güvenliğini sağlaması, devletin de denetlemesi gerektiğini, ancak gerçekte böyle yapılmadığını vurguladı. Soma davasının da benzer şekilde yürütüldüğüne dikkat çeken Çabuk, sorumlunun devlet olduğunu belirtti. Çabuk, “Bunun hesabını bir gün vereceklerdir” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Eylemde yer alan CNN Türk Ekonomi Müdürü Emin Çapa ise, iş cinayetlerinin basında yer almamasının nedeninin insanların duyarsızlığı olduğunu belirtti. Çapa, iş cinayetleriyle ilgili yaptığı programın da diğer programlara göre en düşük reytingli olduğunu ekledi.

Patron, mahkeme ve devlet failleri koruyor
Katledilen işçilerin avukatları, polisin iş cinayetiyle ilgili kendince soruşturma yapıp savcıya teslim ettiğine, savcının da bunu esas alarak soruşturma yürüttüğüne dikkat çektiler. Soma davasında yargılanan kimi sanıkların, “kamu görevlisi oldukları için” duruşmalardan muaf olmaları isteminin kabul edildiğini belirten avukatlar, iş cinayeti davalarının, işkence ve tecavüz davalarında olduğu gibi ele alınıp, faillerin korunduğunun altını çizdi.

İş cinayetinde yakınını kaybedenler yaptıkları konuşmalarda basının, milletvekillerinin ve sendikaların iş cinayetlerine karşı aldığı tutumu teşhir ettiler, örgütlü olmanın önemine işaret ettiler.

İş cinayetinde kızını kaybeden Hacer Erdem ise kızının katledilmesinin iş cinayeti değil “trafik kazası” olarak görüldüğünü söyledi. Erdem konuşmasının “Bu leke hiçbirinin alnından çıkmayacak, ellerindeki kan temizlenmeyecek” ifadeleriyle sonlandırdı.

Esenyurt'ta şantiye yangınında oğlunu kaybeden Ayşe Kıyak ise patron, devlet ve mahkemelerin işbirliği içinde sorumluları akladığına dikkat çekti.

Konuşmaların ardından Vicdan ve Adalet Nöbeti, iş cinayetlerine karşı duyarlı olma çağrısı yapılarak sonlandırıldı.