Soma Davası’nda rapor sunuldu: Katliama sebep özelleştirme ve mülksüzleştirme

Soma Davası’nın 7. grup duruşmaları bugün (14 Nisan) 3. gününde mağdur müşteki avukatlarının beyanlarının alınmasıyla devam etti. Türk Sosyal Bilimler Derneği’nin “İki Yılın Ardından Soma Maden Faciası Raporu” başlığıyla hazırlanan rapor avukatlar tarafından mahkemeye sunuldu.


Avukat Denizer Şanlı, özelleştirme ve tarım arazilerinin mülksüzleştirilmesinin Soma Katliamı’nın altında yatan sebep olduğunu belirterek şunları söyledi:

"Bu raporu mahkemeye sunuyoruz. Soma kaza, kader, fıtrat olarak nitelendirilmek isteniyor. Biz bunu kabul etmiyoruz. İşçiler Soma’da katledildi. Enerji politikalarında özelleştirme ve tarım arazilerinin mülksüzleştirilmesi Soma Katliamı’nın altında yatan sebeptir. Sunduğumuz raporda özelleştirme öncesi ve özelleştirme sonrası iş kazalarındaki artış, bu politikaların bir sonucudur."

‘Somalılar kölelleştirildi, madene inmeye mecbur kılındı ve katledildi’

Şanlı raporu sunarken sanık avukatları, “Arazi sahiplerinin mülksüzleştirilmesi ile bu davanın ne alakası var” diyerek raporun sunulmasına itiraz etti. Bunun üzerine salonda tartışma başlarken, mahkeme başkanı “Tütün ve tarım meselesiyle bir ilgimiz yok” diyerek Şanlı’nın sunumunu kısa kesmesini talep etti. Mahkeme başkanı ile tartışmalar devam ederken Şanlı sunumuna kaldığı yerden devam ederek, “Bu insanların tarım arazileri ellerinden alındı, madene inmeye mecbur kılındılar” dedi. Avukat Berrin Demir de, “Ben Somalıyım. Burada tütün işçiliği ile okul masraflarımı çıkartırdım. Soma’lılar köleleştirildi, çaresiz kaldı, katledildi” dedi.

‘İşçiler kendileri ölmedi, katledildi’

Soma Holding’in, AKP’li belediyelerin dağıttığı kömürleri karşıladığını, hükümetin de karşılığında madenler ciddi denetim yapmadığını belirten Avukat Aziz Aytaç şunları söyledi:

"AKP’li belediyelerce ‘sosyal yardım’ adı altında yapılan fakat oy devşirme mekanizması olarak işleyen bedava kömür dağıtımlarında kullanılan kömürlerin önemli bir bölümünün Soma Holding tarafından karşılandığı ve Somalı madencilerin tehditlerle Erdoğan’ın mitinglerine katılmaya zorlanmış oldukları faciadan sonra ortaya çıkan bilgilerdendir. Tüm bunlar karşılığında hükümetin söz konusu madenlerde hiçbir ciddi denetim yapmadığı ve Soma Holding tarafından TKİ’ye kömür diye taş satılmasına göz yumduğu da Sayıştay raporlarınca gösterilmiştir. Düşük ücretlerle güvencesiz işçi çalıştırma, şirketin bu ‘başarı’yı elde edebilmek için izlediği vazgeçilmez çizgidir! Sanıklar her şey mevzuata uygundu diyorlar. İşçiler ‘mevzuata uygun öldüler’ demektir bu. Bu işçiler kendileri ölmedi, katledildi."

‘Sözde İngiltere madenlerini tezahür ediyorsunuz, uygulamada yok’

Türk Sosyal Bilimler Derneği’nin raporunun sunulmasının ardından Avukat Can Atalay da, TTB ve TMMOB tarafından hazırlanan Soma Raporu’nu mahkemeye sundu.

Riskli görülen C panosunun şirket yetkilileri tarafından değil, MİGEM yetkililerinin uyarısının ardından kapatıldığını belirten Avukat Selçuk Kozağaçlı şunları söyledi:

"Şirket yetkilileri gurur duyarak olayın meydana geldiği C panosundaki riski gördüklerini ve hemen kapattıklarını söylediler. Bu açıkça yalandır. MİGEM tarafından gelen evraklar incelendiğinde; MİGEM yetkililerinin, ‘Burada çalışma yapılamaz. Çalışmayı durdurmanız lazım’ demeleri üzerine C panosu kapatılmıştır. Sözde planlarınızda İngiltere madenlerini tezahür ediyorsunuz, ancak uygulamada yok!"

Beyanlarının sonlanmasının ardından avukatlar tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Duruşma yarın (15 Nisan) sanık avukatlarının savunmaları ile devam edecek.