(17) Sağlığa Kanun Hükmünde Kararname Darbesi

TTB Merkez Konseyi, 2 Kasım 2011 gece yarısı mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK ile ilgili olarak, bugün (4 Kasım 2011) bir basın toplantısı düzenledi.

TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Eriş Bilaloğlu, TTB İkinci Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan, TTB Genel Sekreteri Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Zülfikar Cebe ve TTB Hukuk Bürosu'ndan Avukat Ziynet Özçelik'in katıldığı basın toplantısında, söz konusu KHK ayrıntılarıyla değerlendirildi.

Basın açıklamasını TTB Genel Sekreteri Prof. Dr. Feride Aksu Tanık'ın okuduğu toplantıda, TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Eriş Bilaloğlu KHK'nin bir rezaletin, felaketin ve iflasın belgesi olduğunu, kamu mantığıyla, halkın yararına sürdürülmesi gereken bir hizmetin tümüyle ortadan kaldırılışının bir belgesi olduğunu söyledi.

04.11.2011

BASIN AÇIKLAMASI

Sağlığa Kanun Hükmünde Kararname Darbesi

Yirminci yüzyılın başlarında iktidarda olan İttihat ve Terakki Partisi, Meclis-i Mebusan’ı by-pass ederek ülkeyi Kanun-i Muvakkat’larla yönetmişti.

Yirmi birinci yüzyılın başlarında iktidar olan Adalet ve Terakki Partisi de aynı yolu izliyor; Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarma yetkisini Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesini hiçe sayarak kullanıyor.

Hükümet’in bu Kanunsuz, Hukuksuz, Keyfi uygulamasından en çok darbe alan da sağlık oluyor.

Önce, Şeker Bayramı arifesinde çıkardığı 650 sayılı Adalet Bakanlığı’nın Teşkilatlanmasına Dair KHK ile yargı kararlarını hiçe sayarak “sözde Tam Gün” uygulamasını başlattı.

663 sayılı Sağlık Bakanlığı Ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında KHK da Kurban Bayramı’nın arifesinde, 2 Kasım 2011 gece yarısı 28103 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayınlandı.

TBMM'nin çalışma takviminin başlamasının üzerinden bir ay geçmişken, Kanun Hükmünde Kararname çıkartma yetki yasasının süresinin dolmasına bir gün kalmışken… Hükümet, yangından mal kaçırır gibi yayınladığı KHK ile sağlık alanını düzenleme kıvraklığını(!) gösterdi.

İkili, son derece merkeziyetçi, bürokratik, hantal bir yapı oluşturulmuştur.

Bakanlık Teşkilatı; Merkez ve Taşra teşkilatı ile bağlı kuruluşlardan oluşmaktadır. Bakanlık Merkez Teşkilatı; Bakan, müsteşar, Sağlık Politikaları Kurulu - (Bakan tarafından seçilen 11 üye + müsteşar + müsteşar yardımcıları) müsteşar yardımcısı ve 12 adet genel müdürlük ve dört tane bağlı kuruluştan oluşmaktadır. Ancak Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün görev ve yetkileri hem bağlı kuruluşların hem bütün diğer birimlerin görev ve yetkilerini mükerrer olarak içermektedir.

Evrensel kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine aykırı çağdışı, arkaik bir yapılanmayla topluma, meslek mensuplarına adeta engizisyonun geri geldiği müjdelenmektedir!

Merkeziyetçilikte Bakanlık teşkilatıyla yetinilmemiş, Sağlık Meslekleri Kurulu adı altında yine çoğunluğu bürokratlardan oluşturulan bir kurula meslek örgütlerinin bugüne dek sürdürdükleri görev ve yetkileri verilmiştir. Bu kurul sağlık mesleği mensuplarının yüksek öğretimle ilgili eğitim içeriklerini, uyacakları mesleki ilkeleri, mesleki yeterliliklerini ölçecek, ayrıca meslek mensuplarına ömür boyu meslekten mene kadar varan cezalar verebilecektir. Bu kurula hem yargıç, hem sayıları otuzu aşan sağlık mesleklerinin her birinde uzman(!), ayrıca da her bir mesleğin toplum yararına sunulması için mesleki ilkeleri en iyi bilen deontolog yetkileri vehmedilmiştir.

Sadrazamlık geri geldi

KHK ile tüm illerde Kamu Hastane Birlikleri kurulacak. Bu birlikleri Genel Sekreter yönetecek. Genel Sekreter hastanelerde çalışan herkesin nerede görev yapacağına, görev yerinin değişip değişmeyeceğine ve daha pek çok şeye tek başına karar verecek. KHK, Anayasaya göre kamu görevlilerine sağlanması gereken “insancıl çalışma koşullarında hizmet üretmek için gerekli bütün yasal güvenceleri” ortadan kaldırmaktadır.

Güvencesiz çalışma ve bütçe dışı ücretlendirme getirilmiştir

Kamu Hastane Birliklerinde bütün yöneticiler sözleşmeli olarak hastaneleri “kar” etmek amacıyla çalıştırmak için atanmaktadır.

KHK ile ücretleri döner sermayeden ödenmek üzere binlerce çalışan kadrosu tahsis edilmiştir.

Hastane Şirketleri

Kamu Hastane Birlikleri ve devlet hastanelerine getirilen, hiçbir kamu kurumunda mevcut olmayan, bırakın mevcut olmayı tahayyül edilmesi bile mümkün olmayan bu “ucube” organizasyon şemasının anlamı açıktır.

“Devlet hastaneleri”;

Piyasa koşullarına uyum zorunluluğu olan, piyasa kurallarına tabi birer “Hastane $irketi”ne dönüştürülmektedir.

Eğitimde taammüden cinayet

Hekim yetiştiren hekimlerin bütün hakları ellerinden alınmaktadır. Eğitim Araştırma Hastanelerinde eğitim ve hizmet verilen klinikleri yöneten klinik şefi ve şef yardımcılarının unvanları kaldırılmaktadır. Bu hizmetleri yürütecek kişiyi kendisi dört yıllık fakülte mezunu, alanın uzmanı ve eğitici olmayan hastane yöneticisi seçecektir. İyi hekim yetiştirmek için hangi gerekliliklerin olduğunu bilmeyen, hastaneyi kar ettirmek için sözleşmeyle bu göreve getirilen kişilerin halka hizmet verecek kişilerin eğitimlerini düşünmeyecekleri ortadadır.

Tıp fakülteleri hastanelerini “işbirliği” adı altında el konulmakta, öğretim üyesi kadrosu verilmeyerek, özgür bilim ve eğitime kast edilmektedir.

Sınırsız Sorumsuz Sağlık Bakanlığı!

Tıbbi zararlarda uzlaşma adı altında vatandaşa sağlık personelini hedef gösteriyor, sağlık hizmetinin kusursuz ve sorunsuz işlemesinde birinci derecede sorumlu olan Bakanlık kendini “sorumsuz-sorunsuz” kılıyor.

Para Sahiplerine Sağlık Serbest Bölgeleri

Yoksullara Acil Servisler

Sağlık kuruluşlarını sağlık hizmeti vermeye ehil uzmanların değil en çok para kimdeyse onun açabileceği düzenleniyor. Ama ve lakin para sahiplerinin açtıkları sağlık kuruluşlarından elde ettikleri kardan vergi vermesinler diye “sağlık serbest bölgeleri” kurulması düzenleniyor. Buna ek olarak da buralarda ya da başka sağlık kuruluşlarında TC vatandaşı olmayan hekim ve hemşirelerin çalışabileceği düzenleniyor.

Sonsuz özgürlük: ilaç reklamları serbest

İlaca ödediğimiz para yetmiyor, halkımız daha çok ilaç alsın diye ilaç reklamlarına serbestlik.

Bakanlık hekimlerin kamu ve birey yararına çalışmasını istemiyor!

6023 sayılı Kanun’un 1. maddesinde geçen tabipliğin “kamu ve kişi yararına uygulanıp geliştirilmesini sağlamak” ibaresi çıkarılmıştır.

Hekimlik mesleğinin kamu ve kişi yararına olan insancıl niteliğini kavrayamayanlara sesleniyoruz:

İnsana ve insan sağlığına adanmış bir mesleğin mensupları olarak;

Mesleğimizi,

Meslek onurumuzu,

Herkese eşit, ücretsiz, nitelikli sağlık hizmeti taleplerimizi savunmaya, devam edeceğiz.

Bütün hekimleri, bütün sağlık çalışanlarını, bütün sendika ve meslek örgütlerini, toplum sağlığını savunan bütün siyasi parti ve toplumsal hareketleri ve sağlık hakkına sahip çıkan bütün halkımızı;

AKP Hükümeti’nin özelleştirme politikalarına ve başta devlet hastaneleri olmak üzere kamu sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesine karşı birlikte/birleşik mücadeleye davet ediyoruz.

Saygılarımızla.