(1) ‘Hiç kent merkezi görmedim’

Bursa’nın Yenişehir ilçesinde yıllardır mevsimlik işçi olarak çalışmaya gelen Kürt tarım işçileri, elektrik, su, tuvalet gibi en temel ihtiyaçlarından uzak bir şekilde yaşam mücadelesi sürdürüyor. Bölgede bulunan 575 çadırda 1400-1500 kişi yaşamaya çalışıyor. Benzer bir çadır bölgesi de Karacabey’de bulunuyor. Çadırlarda çok sayıda çocuk da büyükleriyle benzer sorunları yaşıyor.
 
Hayatı çadırlar arasında geçiyor
 
Merve Akbaş, 14 yaşında. Bursa Yenişehir’e Diyarbakır’dan 10 senedir mayıs ayında mevsimlik işçi olarak geldiklerini, Aralık ayında gittiklerini söylüyor. Havalar soğumaya başladıktan sonra, yaşam koşullarının daha da zorlaştığını belirtiyor. Burada Kürtleri istemediklerini belirten Merve, köylülerin kendileriyle konuşmadıklarını söylüyor. “Bütün günümüz tarlada ve karanlık çadırda geçiyor. Sabah tarlaya gidip çapa yapıyoruz, akşam eve gelince de ekmeğimizi ve yemeğimizi kendimiz pişiriyoruz. Biz dört kardeşiz, bir çadırda iki aile kalıyoruz” diyerek sözlerini sürdüren Merve, okula gidemediğini ve okuma-yazma bilmediğini de sözlerine ekliyor. Merve okuyabilseydi öğretmen olmak istediğini söylüyor. Merve’nin yaşamına ilişkin bir ayrıntı ise onun aslında bir mahkum hayatı yaşadığını da gösteriyor: “Diyarbakır’da yaşayıp, Bursa’da çalışmama rağmen hiçbir büyük şehrin merkezini henüz görmedim, büyük bir şehir görmek ve gezmek isterdim. Bizim bayramlarımız da burada geçiyor, bayramda iki gün evde kalıyoruz ama sadece çadırlar arasında geziyoruz bu günlerde. Buradaki bütün gençlerin durumu benim gibi, televizyonumuz bile yok.”
 
İmkanlar kısıtlı
 
Rabia ise ilkokul 5. sınıfa gidiyor. Okula Bursa’da misafir öğrenci olarak giden Rabia, ilerde doktor olmak istiyor. Diyarbakır’da da köyde yaşadıkları için imkanları son derece kısıtlı olan Rabia, buna rağmen hedeflerini gerçekleştirmek istiyor. Okula gitmediği zaman da ailesine tarım işlerinde yardım ederek ve çadırlardaki diğer çocuklara bakarak katkı sunuyor. Ama buradaki yaşam koşullarından çok sıkıldığını da söylemekten çekinmiyor.
 
Bölünme paranoyası anlamsız
 
12 yaşındaki Fatma’nın da sözleri diğer arkadaşlarınınkilere benziyor. 4. sınıfa kadar okumuş, sonrasında okulu bırakmak zorunda kalmış. Fatma, devletin kendi ülkesindeki vatandaşlarını görmediğini söylüyor. “Diyarbakır’da kendi tarımımızı, hayvancılığımızı yapabilsek biz buralara neden gelelim” diye soran Fatma, siyasete ilişkin değerlendirmeleri ise değme aydınların da ilerisinde: “Birileri ülkenin bölüneceği paranoyası yayıyor fakat Kürt halkının amacı bu ülkeyi bölmek değil, Türk halkıyla ortak bir şekilde bu topraklarda yaşamak.”

Kürt olmak ayrımcılık nedeni
 
Barış ve Demokrasi Partisi Parti Meclisi Üyesi Ayla Yıldırım Kürt işçilerin ayrımcılıkla yüz yüze olduklarına dikkat çekerek, işçilerin düşük ücretle çalıştırılması ve ihtiyaçlarının karşılanmamasının temel nedeninin Kürt olmaları olduğunu vurguladı.
 
“Çok kötü koşullarda elektriksiz, susuz çadırlarda barınıyorlar, ücretleri Bursa’da aynı işi yapan başka işçilere göre yarı yarıya düşük oluyor” diyen Yıldırım, Bursa’nın başka ilçelerinden gelen tarım işçileri günlük 40 lira yevmiye ile çalışıyorken, Kürt tarım işçilerinin 20 liraya çalışmak zorunda bırakıldıklarını söyledi. İşçilerin Kürt olmalarından kaynaklanan başka dışlanmışlıklar da yaşadıklarını belirten Yıldırım, “Başka köylere gittiklerinde, alışveriş yapmak için merkeze indiklerinde başka bir tavırla karşılaşıyorlar” diye konuştu. Görüştükleri makamların, elektrik ve su gibi ihtiyaçları karşılanırsa geldikleri yerlere geri dönmezler şeklinde bir düşünceye sahip olduğunu anlatan Yıldırım, “Zaten bu söylemin kendisi başlı başına ırkçılık içeriyor. Sonuçta bir devletin görevi insanlarının ihtiyaçlarını karşılamaktır” dedi.